İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 145 / 231
145

Rüya Hakkında Isparta’ya Gönderilen Bir Fıkradır

RÜYA HAKKINDA ISPARTA’YA GÖNDERİLEN BİR

FIKRADIR

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Hediyeniz, Kastamonu’ya geleceği ânında rüyada gördüm ki: Bizlere bir fermân-ı şâhâne, manevî bir cânibden geliyor, kemâl-i hürmetle ellerinde tutup bize getiriyorlar. Biz baktık ki, o fermân-ı àlî, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân olarak çıktı. O hâlde bu mânâ kalbe geldi: Kur'ân yüzünden Risaletü'n-Nurun şahs-ı manevîsi ve biz şâkirdleri, bir terfî ve terakkî fermânını âlem-i gaybdan alacağız. Şimdi tâbiri ise, o fermânı temsîl eden masûmların kalemiyle manevî tefsir-i Kur'ânîyi aldığımızdır.

Bu rüyanın şimdiki tâbiri çıkmadan bir-iki saat evvel, Feyzi ile Emin’in gösterdikleri tâbir dahi haktır, ehemmiyetlidir. Hem bu medâr-ı sürûr ve ferâh olan hediye-i Nuriyeyi bir hiss-i kable'l-vukû' ile benim rûhum tam hissetmiş, akla haber vermemiş idi ki, o gelmeden iki gün evvel Feyzi ve Emin’in fıkrasında beyân edilen rüyayı gördüğüm gecenin gününde sabahtan akşama kadar ve ikinci gününde kısmen hiç görmediğim bir tarzda bir sevinç, bir sürûr hissedip mütemâdiyen bir bahâne ile ferâhımı izhâr edip otuz-kırk defa tebessüm ile güldüm. Hem ben, hem Feyzi taaccüb ve hayret ettik. Otuz günde bir defa gülmeyen, bir günde otuz defa gülmek, bizleri hayrette bıraktı. Şimdi anlaşıldı ki; o sürûr, o sevinç mezkûr manevî fermânı temsîl eden masûmların ve ümmîlerin kalemlerinin yazıları, nesl-i âtînin sahâif-i hayatlarına, Âlem-i İslâmın sahife-i mukadderâtına ve ehl-i îmânın istikbâlinin defterlerine neşr-i envâr edeceklerinin ve o masûmların hàlis ve sâfî amelleri ve hizmetleriyle sahife-i a'mâlimizde hasenâtlarını yazıp kaydetmesinin ve Risale-i Nur şâkirdlerinin istikbâlinin mukadderâtını mes'ûdâne idâmesinin haberini veren o hediyeden ve daha gelmeden geliyordu. Ben o azîm yekûndan hisseme düşen binden bir cüz'ünü rûhen hissetmiş idim ki, beni mesrûrâne heyecana getirmişti.

Evet, böyle yüzer masûmların makbûl amelleri ve reddedilmez duâları, sâir kardeşlerimin defterlerine geçmesi misillû, benim gibi günahkârın sahife-i a'mâline dahi girmesi, binler sürûr ve sevinç verebilir. Böyle karanlık bir zamanda, bu ağır şerâit altında böyle masûmâne ve kahramanâne çalışmak için, biz hem o masûmları, hem o ümmîleri, hem onların muallimlerini, hem peder ve vâlidelerini, hem köylülerini, hem Anadoluyu, hem memleketlerini tebrik ederiz. O mübârek masûmların ve ümmîlerin herbirisine birer hususî teşekkür ve tebriknâme yazmak elimden gelseydi yazacaktım.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.