İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 10 / 231
10

ehl-i dünyayı ve ehl-i siyaseti telâşe verir ve vermiş... Hücumlarına vesile olur. Çünkü, birinci vazifenin hakikatini ve kıymetini göremiyorlar, öteki cihetlere hamlederler.

Kardeşlerimin ikinci iltibası: Fânî ve çürütülebilir bir şahsiyeti, bazı cihetlerle birinci vazifede pişdârlık eden Nur Şâkirdlerinin şahs-ı manevîsini temsîl eden o âciz kardeşine veriyorlar. Hâlbuki bu iki iltibas da Risale-i Nurun hakîki ihlâsına ve hiçbir şeye, hattâ manevî ve uhrevî makàmâta dahi âlet olmamasına bir cihette zarar verdiği gibi, ehl-i siyaseti de evhâma düşürüp Risale-i Nurun neşrine zarar gelir. Bu zaman, şahs-ı manevî zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâkî hakikatler, fânî ve âciz ve sukùt edebilir şahsiyetlere bina edilmez!

Elhâsıl: O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazifesi birden hâtıra geliyor, yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan Nurdaki ihlâs zedelenir, avâm-ı mü'minîn nazarında hakikatlerin kuvveti bir derece noksanlaşır, yakìniyet-i bürhâniye dahi kazâyâ-yı makbûledeki zann-ı gâlibe inkılâb eder, daha muannid dalâlete ve mütemerrid zındıkaya tam galebesi, mütehayyir ehl-i îmânda görünmemeye başlar; ehl-i siyaset evhâma ve bir kısım hocalar i'tirâza başlar. Onun için, Nurlara o ismi vermek münâsib görülmüyor. Belki müceddiddir, onun pişdârıdır, denilebilir.

Umum kardeşlerimize binler selâm.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.