İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 57 / 231
57

hiçbir münkerâtı ve cinayeti görmüyor gibi yalnız o bîçârenin mevhûm bir hatâsını sekiz senede seksen müdakkiklerin nazarında saklanan ve sathî ve inâdî nazarına göre bir ictihâdî yanlışını görüyor zannıyla zemmetmek, elbette bu asırda, bu memlekette, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın kasden işâretine medâr olabilir azîm bir hâdisedir. Bence Kur'ânın nasıl ki her sûre ve bazen bir âyet ve bazen bir kelime bir mu'cize olur; öyle de: Bu âyetin tek bir işâreti, ihbar-ı gayb nev'inden bir lem'a-i i'câziyedir. Bu âyetin bu işâreti, bu asırda Risale-i Nur şâkirdlerinin hakkındaki gıybete baktığına üç emâre var:

Birincisi: Birinci Şuâ olan “İşârât-ı Kur'âniye Risalesi”nde, Risale-i Nura ve tercümânına işâret eden beşinci âyet olan:

﴿ اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِى بِـه۪ فِى النَّاسِ ﴾

gayet kuvvetli karînelerle ﴾ مَيْتًا ﴿ kelime-i kudsiyesi, cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet-i mânâsıyla Said en-Nursî’ye tevâfuk etmesidir.

İkinci Emâre: ﴾ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ ﴿ ilâ âhir âyetinin makam-ı cifrîsi ve riyâzîsi bin üçyüz altmışbir etmesidir. Aynı tarihte o acîb hâdise oldu.

Üçüncü Emâre: O muhterem ihtiyar zâtı unutmak, belki şahsıma karşı tezyifatını ihtiyarlığına ve çok cihetlerle mâbeynimizdeki uhuvvete hürmeten helâl etmeğe karar verdiğim ve biz hizmetkâr olduğumuz Kur'âna havâle edip bıraktığım hengâmda, birden ihtiyarım haricinde beş vecihle zemmi zemmeden mu'cizâne gıybetten altı cihetle zecreden ﴾ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخِيهِ مَيْتًا ﴿ âyeti, karşımda kendini gösterip temessül eyledi. Ma'nen bana “bak” dedi. Ben de baktım, birden tesbihât içinde gördüm ki; bin üçyüz ellibirden, tâ bin üçyüz altmışbir tarihini gösterdi. Hâlimize baktım.. Perde altında ellibirden tâ altmışbire kadar, Risale-i Nur medet beklediği İstanbul âfâkında bir nev'i taarruz bulunmuş ve altmış birde birden patlamasıdır.

Tahlil: ت dörtyüz, خ altıyüz = bin; iki ى, iki م yüz; iki ك iki ل yüz; üçüncü م , ن , ى yüz; د , ب , üç ح otuz; dördüncü ى on, beş ا bir هـ ile beraber on; âhirdeki tenvin vakfen elif olduğu için, yekûnu bin üçyüz ellibir (Hâşiye) [^4] . ﴾ مَيْتًا ﴿ aslı yâ-yı müşeddede olduğundan, bin üçyüz altmışbir eder.

[^4]:(Hâşiye) Bu âyet, bizi şiddetle gıybetten men'ettiğinden, bu hâdiseyi unutmalıyız, medâr-ı gıybet etmemeliyiz. İnşâallâh, daha tekerrür etmeyecek.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.