ve manevî hislerimi bütün fedâ etmese idim; hizmet-i îmâniyede bu acîb manevî kuvveti kaybedecektim. İşte bu kuvvetin bir acîb nümûnesi bazı zâtların ki, ben onların ancak ednâ bir talebesi olabildiğim hâlde, onların hakàik-ı îmâniyeye dair bir kitabını birisi okumuş. Risale-i Nur’un da bir sahifesini okumuş. Risale-i Nurun bir sahifesiyle daha ziyâde îmânını kurtardırdığını ikrar etmiş...
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Duânıza muhtaç kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (079) ◄
Üstadımız diyor ki:
Mahkemelerin te'hirinde hayır var. Şimdiye kadar Nura ve Nurculara verilen zahmetler, rahmetlere dönmesi gösteriyor ki; bu te'hirde de hayırlar var ki, birisi bu olmak ihtimali var:
Haric Âlem-i İslâmda Nurun ehemmiyetli te'sire başlaması ve inkişaf ve intişarı ve buranın siyâsîleri Avrupa’ya bir rüşvet olarak bir derece Avrupalaşmak meylini göstermesi, hàriçte zannedilmekle mahkemelerce Nurun serbestiyet-i tâmmesi için karar vermek, haric Âlem-i İslâmda Nurların hakîki ihlâsına böyle bir şübhe gelecekti ki; ya Nurcular riyâkârlığa mecbur olmuşlar veyâhut böyle medenîleşmek fikrinde olanlara ilişmiyorlar, za'f gösteriyorlar diye Nurun kıymetine büyük zarar olduğu için bu te'hir o evhâmları izâle eder. Ve isbât ediyor ki: Otuz seneden beri İslâmiyetin şiârına muhâlif şeylere baş eğmiyorlar. ∗∗∗
► (080) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Üstadımız notalar hükmünde söyledi, biz de kaleme aldık.
Bu sene bu iki mahkemenin mâhiyetini beyân etmek lâzım geldi. Buradaki mahkeme ise:
Elli sene evvel Süfyân ve şapka hakkında bir hadîse mânâ vermişim. Sonra mahkemeler bunu bir kumandana tecâvüzdür diye medâr-ı bahis ettiler. Afyon Mahkemesi benim cezamın şiddetine bir sebeb; o tecâvüzü, o mânâyı göstermiş. Hâlbuki farazâ yeni yazmışım ve o kumandan da sağdır farzedilsin. Dininde ve rejiminde müteassıb İngiliz’in hükmü altında yüz
