Meselâ: Bir zaman İslâmın büyük bir kahramanı Celâleddin Harzemşâh’a demişler: “Cengiz’e karşı muzaffer olacaksın.”
O demiş: “Vazifemiz cihad etmektir. Bizi gâlib etmek vazife-i İlâhiyedir. Ona karışmam.”
Sizin şimdiye kadar sarsılmadan hàlis hizmetinizin delâletiyle, siz de bu kahramana iktidâ etmişsiniz. Binden bir-iki adam sizden kabûl etse, yine sarsılmamak gerektir. Bazen bir-iki adam, bine mukâbil geliyor.
Sâniyen: Ankara’da bu sırada nazarlar dünyaya ziyâde çevrilmiş. Ve iktidar kısmı daha tam prensibini kabûl etmeğe vakit bulamamış; müteaddid partiler kendine tarafdâr bulmak için veya kabahatlerini seddetmek için elbette çok çalışıyorlar. Ve İslâmiyet ve Kur'ân aleyhindeki hàriçteki cereyanlar elbette dâhilde bazılarını bulmuşlar ki; Kur'ân lehinde cidden çalışanları uçurmak, kaçırmak, evhâm vermek gibi propagandalarla hakîki fedâkâr olmayan veya dünya ile ve fazla dostlar ile alâkadar olanları evhâmlandırıyorlar. Ve Nurcuların da kuvve-i maneviyelerini kırmağa çalışıyorlar.
Said Nursî ∗∗∗
► (051) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ben size bugün mektûb yazacaktım. Ziyâde rahatsızlığım sebebiyle telâşta iken, aynı dakikada Mustafa Gül ve İbrahim Gül geldiler. Hem bana ilâç, hem tesellî, hem büyük sevince vesile olduklarından, o iki mübârek kardeşimi benim vekillerim ve bir mektûb olarak size gönderiyorum. Onlar birer Said olarak benim bedelime sizi ziyaret ve tebrik edip sâir şeylerimi de size beyân etsinler.
Said Nursî ∗∗∗
► (052) ◄
[Üstadımızın tebrik telgrafına Reis-i Cumhûr Celâl Bayar’ın telgrafla verdiği cevaptır.]
Bediüzzaman Said Nursî
Emirdağ
Samîmî tebriklerinizden fevkalâde mütehassis olarak teşekkürler ederim.
Celâl Bayar ∗∗∗
