► (074) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Hem geçmiş, hem gelecek, hem maddî, hem manevî bayramlarınızı ve mübârek gecelerinizi bütün rûh u canımla tebrik ve ettiğiniz ibâdet ve duâların makbûliyetini Rahmet-i İlâhiyeden bütün rûh u canımızla niyâz edip, isteyip, o mübârek duâlara âmîn deriz.
Sâniyen: Hem çok defa manevî, hem çok cihetlerden ehemmiyetli iki suâllerine mahrem cevab vermeğe mecbur oldum.
Birinci Suâlleri: Niçin eskiden hürriyetin başında siyasetle harâretle meşgul oluyordun? Bu kırk seneye yakındır ki, bütün bütün terk ettin?
Elcevab: Siyaset-i beşeriyenin en esâslı bir kanun-u esâsîsi olan: “Selâmet-i millet için ferdler fedâ edilir. Cemâatin selâmeti için eşhâs kurban edilir. Vatan için herşey fedâ edilir.” diye; bütün nev'-i beşerdeki şimdiye kadar dehşetli cinayetler bu kanunun sû-i istimâlinden neş'et ettiğini kat'iyyen bildim. Bu kanun-u esâsi-yi beşeriye, bir hadd-i muayyenesi olmadığı için çok sû-i istimâle yol açmış. İki harb-i umumî, bu gaddâr kanun-u esâsînin sû-i istimâlinden çıkıp bin sene beşerin terakkiyâtını zîr ü zeber ettiği gibi, on cânî yüzünden doksan masûmun mahvına fetvâ verdi. Bir menfaat-i umumî perdesi altında şahsî garazlar, bir cânî yüzünden bir kasabayı harâb etti. Risale-i Nur bu hakikati bazı mecmua ve müdafaâtta isbât ettiği için onlara havâle ediyorum.
İşte beşeriyet siyasetlerinin bu gaddâr kanun-u esâsîsine karşı Arş-ı A'zamdan gelen Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyândaki bu gelen kanun-u esâsîyi buldum. O kanunu da şu âyet ifâde ediyor:
﴿ وَ لاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ﴾ ﴿ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِى الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا ﴾
Yani bu iki âyet, bu esâsı ders veriyor ki: “Bir adamın cinayetiyle başkalar mes'ûl olmaz. Hem bir masûm, rızâsı olmadan, bütün insana da fedâ edilmez. Kendi ihtiyarıyla kendi rızâsıyla kendini fedâ etse, o fedâkârlık bir şehâdettir ki, o başka mes'eledir.” diye hakîki adâlet-i beşeriyeyi te'sis ediyor. Bunun tafsilâtını da Risale-i Nura havâle ediyorum.
