İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 143 / 218
143

► (098) ◄ Kalbe İhtar Edilen İctimâî Hayatımıza Ait Bir Hakikat

KALBE İHTAR EDİLEN

İCTİMÂÎ HAYATIMIZA AİT BİR HAKİKAT

Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi; biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihâd-ı İslâmdır.

İttihâd-ı İslâm Partisi, yüzde altmış, yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla, şimdiki siyaset başına geçebilir. Dini, siyasete âlet etmemeğe, belki siyaseti dine âlet etmeğe çalışabilir. Fakat çok zamandan beri terbiye-i İslâmiye zedelenmesiyle ve şimdiki siyasetin cinayetine karşı dini siyasete âlet etmeğe mecbur olacağından, şimdilik o parti başa geçmemek lâzımdır.

Halk Partisi ise: Hakikaten acîb ve zevkli bir rüşvet-i umumîyi kanunlar perdesinde bazı memurlara verdikleri için, yirmisekiz senelik bütün cinâyâtıyla başkaların cinâyâtı ve İttihâdçıların ve mason kısmının seyyiâtları da o partiye yükletildiği hâlde, Demokratlara bir cihette gâlib hükmündedirler. Çünkü ubûdiyetin noksaniyetiyle enâniyet kuvvet bulur, nemrutçuluklar çoğalır. Bu benlik zamanında, memuriyet hakikatte bir hizmetkârlık olduğu hâlde; bir hâkimiyet, bir ağalık, bir nemrutçuluk ile nefse gayet zevkli bir hâkimiyet mertebesini bir kısım memurlara rüşvet olarak verdiği için bütün o acîb cinayetlerle ve kendinden olmayan ceridelerin neşriyatıyla beraber bana yapılan muâmelelerinden hissettim ki bir cihette ma'nen Demokratlara gâlib geliyorlar. Hâlbuki İslâmiyetin bir kanun-u esâsîsi olan Hadîs-i Şerîfte سَيِّدُ الْقَوْمِ خَادِمُهُمْ yani “Memuriyet, emîrlik ise: Reislik değil; millete bir hizmetkârlıktır.” Demokratlık, hürriyet-i vicdân, İslâmiyetin bu kanun-u esâsîsine dayanabilir. Çünkü kuvvet kanunda olmazsa şahsa geçer. İstibdâd, mutlak keyfî olur.

Millet Partisi ise: Eğer İttihâd-ı İslâmdaki esâs olan İslâmiyet milliyeti ki, Türkçülük onun içinde mezcolmuş bir millet olsa, o Demokratın mânâsındadır. Dindar Demokratlara iltihak etmeğe mecbur olur. Frenk illeti tâbir ettiğimiz ırkçılık, unsurculuk fikriyle Avrupa, Âlem-i İslâmı parçalamak için içimize bu frenk illetini aşılamış. Fakat bu hastalık ve fikir, gayet zevkli ve câzibedâr bir hâlet-i rûhiye verdiği için pekçok zararları ve tehlikeleriyle beraber, zevk hatırı için her millet cüz'î-küllî bu fikre iştiyak gösteriyorlar.

Şimdiki terbiye-i İslâmiyenin za'fiyetiyle ve terbiye-i medeniyenin galebesiyle ekseriyet kazanarak başına geçerse; ekseriyet teşkil etmeyen ve ancak yüzde otuzu hakîki Türk olan ve yüzde yetmişi başka unsurlardan olanlar; hem hakîki Türklerin, hem Hâkimiyet-i İslâmiyenin aleyhine cebhe almağa mecbur olacaklar. Çünkü, İslâmiyetin bir kanun-u esâsîsi olan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.