İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 33 / 218
33

► (035) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvelâ: Sizi tebrik ediyorum. Ve bu defaki Husrev’in bakanlara yazdığı istid'a, pek mükemmel bir vesika-i tarihiye hükmündedir. Fakat bir-iki gün evvel Sungur’dan aldığımız bir telde, yüzseksenbeş eserin verilmesine emir verilmiş. Bu adedli cümleyi anlayamadık. Telgrafhânede müdürden sorduk. O memur, onu yanlış almış. Makineden ben kulağımla işittim. “Ve bütün eserlerin geri verilmesine demektir.” Hâtırımıza geldi ki, acaba yüzotuz risalenin bazılarını müteaddid cüz'leri birer risale yapıp yüzseksen beşe mi çıkardılar diye ihtimal verdik. Ve anlayamadık.

Hem Yeni Sabah Gazetesi yazdığı gibi Medresetü'z-Zehrâ’yı Doğu Üniversitesi nâmıyla büyük bir İslâm Dâru'l-Fünûnu Reisicumhur tâbiriyle, “Her müşkülâtı iktiham edip onun yapılmasına çalışacaklarını” haber aldık. İnşâallâh, kırk senedir takib ettiğimiz mühim bir maksadımız, vatan ve milletin menfaati için yapmağa mecbur olacaklar.

Sâniyen: Gönderdiğiniz, üç sene bizim gibi hapiste bulunan Zülfikàr ve Asâ-yı Mûsa’dan ehemmiyetli yerlere birkaç tane gönderdim. Ezcümle, Cezîre’de câmi imâmı Vastanlı Abdurrahîm benim eski talebelerimden olup buraya kadar geldi. Ben on aded mühim kitaplardan verdim. Fakat hâtırıma geldi ki, Zülfikàr’ın Mu'cizât-ı Kur'âniye Dördüncü Zeyli’nin iki yerde –biri sekizinci satırda, biri onikinci satırda– “Lâ’nın” yerine “Lâm’ın” yazılmış. Hâlbuki “Lâm” Kur'ânda otuz bindir. “Lâ” ondokuz bindir. Bu sehiv başka nüshalarda kısmen tashih edilmiş. Fakat mahkemenizde kalan Zülfikàrlarda tashih edilmemiş. Ben de burada unuttum. Siz Cezîre’nin müftüsü vâsıtasıyla o imâm Abdurrahîm’e müstensihin bu sehvini tashih edilmesini yazarsınız. Tâ ki Medresetü'z-Zehrâ’nın erkânı bu vâsıta ile Cezîre ile dahi münâsebetdâr olsun diye size havâle ediyorum.

Hem bu defa Husrev’in mektûbunda Zübeyr’in Nazîf’e göndereceği pusulayı oraya sehven gönderdiğini anladım. Husrev’in de küçük bir sehvi var. Çünkü Yirmidördüncü Mektûb değil. Yirmidördüncü Söz’ün Onuncu aslına dair Nazîf’e bir kısacık mektûbum vardı. Sûreti burada kalmamıştı. Onuncu Asıl’ın sûretini Nazîf’e gönderip o pusulanın sûretini bize göndermesi için demiştim. Hâlbuki Onuncu Asıl’ı sehven size göndermiş. Fakat gayet parlak, uzun istid'ası; bu küçücük sehvini hiçe indirdi, affettirdi.

Bu mes'elenin sırrı budur. Nazîf büyük bir hayır yapmak için Nurcuların ehemmiyetli bir virdi olan Cevşenü'l-Kebîr’i makine ile teksir etmiş. Bunun sevâbına dair, hâşiyesindeki pek hàrika ve müteşâbih hadîslerden faziletine dair olan parçayı beraber teksir etmek için bana yazmıştı.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.