Nurlara sâhib çıkacak’ diye kalbim ferâhlanıyordu, tesellî buluyordum. Size mahkeme müdafaâtımızdan bazı parçalar evvelce dâirenize gönderdiğimiz hâlde; şimdi tamam, mükemmel ve ayn-ı hakikat bir nüsha müdafaâtımı da size gönderiyorum. Ona göre sizin delâletinizle Nurların serbestiyetine çalışacak zâtlara bir me'haz olarak göstermek niyetiyle gönderdik.” ∗∗∗
► (003) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim Safranbolu, Eflani Havâlisi Nur Şâkirdleri!
Sizlere, gönderdiğiniz Nur eczâlarının hediyesine bin bârekallâh, mâşâallâh deriz. Cenâb-ı Hak sizleri iki cihanda mes'ûd eylesin. Âmîn.
Nurun mübârek fedâkâr şâkirdlerinin herbiri bir kısım risaleleri güzelce yazıp, bu sırada bana hediye etmeleri ve bir kısım tatlı teberrük ile beraber şiddetli hastalığım ve sıkıntılarım içinde garîb bir tarzda bana gelmesi, eskiden beri mukàbelesiz hediyeyi kabûl etmemek kaidem iken, o kaidenin aksine olarak kemâl-i sevinç ve memnuniyetle kabûl ettiğime sebeb, üç mânidâr ve garîb hâdiselerdir.
Birincisi: Bir kısım paramla aldığım bana mahsûs makine mahsulü onbir mecmua ve elmas kalemli Nurun kıymetdâr üç şâkirdinin yazdıkları tam bir takım Risale-i Nur, Diyânet Riyâsetinin beş-altı defa musırrâne istemesi üzerine hazırladığım aynı zamanda ve bir derece yabânî kalan müftüler ve hocalara bir manevî hediye ve müşevvik olarak göndermek teşebbüsü zamanında böyle çok ehemmiyetli bu vazifeyi yerine getirmek için Husrev’i buraya istiyordum. Hâlbuki vaziyetim müşkül bir hâlde, çok merak ediyordum. Birden küçük bir Husrev olan kahraman Sungur aynı vakitte geldi. Beni çok endişe ve telâşlardan ve masraflardan kurtardığı gibi; bu vazife, iki sene mütemâdiyen yanımda hizmeti kadar kıymetdâr olduğu için, kat'î kanâatim geldi ki, bu da Nurun neşrindeki muvaffakıyetin bir kerâmetidir.
İkinci Hâdise: Ben kendime ait nüshalarımı Diyânet Riyâsetine gönderdiğim aynı zamanda, aynen mîzanla ziyâde-noksan olmayarak tartılsa aynen o kadar Nurun Safranbolu, Eflani havâlisindeki Nurun küçük kahramanları gönderdikleri mübârek hediyeleri lisân-ı hâl ile bana dediler: “Merak etmeyiniz, biz zâyiât yerine geldik. O zâyiâtın yerini doldurduk.” Ben de rûh u canla kabûl ettim ve gönderenleri tebrik ettim; daha teberrükleri bana dokunmadı.
