bana manevî hediye gibi olan sohbetten zarûret olmadan men'edildim. Bazı beni hasta eder. Maddî hediyenin tam mukâbilini vermediğim vakit beni hasta ettiği gibi... Onun için hâtırınız kırılmasın, gücenmeyiniz.
Risale-i Nur’u okumak, on defa benimle görüşmekten daha kârlıdır. Zâten benimle görüşmek; âhiret, îmân, Kur'ân hesabınadır. Dünya ile alâkamı kestiğim için, dünya hesabına görüşmek mânâsızdır. Âhiret, îmân, Kur'ân için ise, Risale-i Nur daha bana ihtiyaç bırakmamış. Hususan Tarihçe-i Hayat’taki mektûblar... Hattâ hizmetimdeki hàs kardeşlerimle de zarûret olmadan görüşemiyorum. Yalnız bazı Risale-i Nur’un fütûhâtına ve neşriyatına ait bazı kimseler için görüşmek istesem, o zaman görüşmek câiz olabilir. Ve bana sıkıntı vermez. Bu noktayı bilmeyen ziyarete gelenlere haber veriyorum ki; birkaç senedir ceridelerle ilân etmişim ki, benimle görüşmek isteyenleri hususan uzak yerden gelerek görüşmeden gidenleri hususî duâlarıma dâhil ediyorum. Her sabah da duâ ediyorum. Onun için de gücenmesinler...
Said Nursî ∗∗∗
► (113) ◄
Çok muhterem kardeşimiz Sâlih,
Üstadımız sana ve iki dindar ve hakîki milletvekillerine çok selâm ve duâ eder, sana ve onlara Bin Bârekallâh der.
Üstadımız diyor ki:
“Ben çok zaman evvel bekliyordum ki, Urfa tarafında Nurlara karşı kuvvetli eller sâhib olmağa çıksın. Çünkü orası hem Anadolu’nun, hem Arabistan’ın, hem Kürdistan’ın bir nev'i merkezi hükmündedir. Nurlar orada yerleşse, o üç memlekette intişarına vesile olur. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükrediyorum ki, Seyyid Sâlih gibi gençliğin bir kahramanı ve o havâlinin çok kıymetdâr ve hamiyetkâr ve dindar iki milletvekili Nurlara sâhib çıkmağa başladılar. Ben de kendi paramla aldığım ve zehir hastalığının fazla rahatsızlığı içinde tashih ettiğim bana mahsûs bir kısım mecmualarımı onlara gönderiyorum. Çok yerlerden ve çok mühim zâtlar tarafından istedikleri hâlde, ben Urfa’yı her yere tercih ediyorum. İnşâallâh bir kısım daha onlara göndereceğim.
Seyyid Sâlih ve hamiyetkâr milletvekilleri orada inşâallâh Kur'ân ve îmâna tam hizmet edecek ve orayı Isparta’daki Medresetü'z-Zehrâ ve Mısır’daki Câmiü'l-Ezher’in küçük bir nümûnesi hâline getirmeğe vesile olmağa ve Şam ve Bağdat’taki Medrese-i İslâmiyenin bir nümûnesini açmağa yol açmalarını Rahmet-i İlâhiyeden ümîd ediyoruz.
