► (070) ◄ İhtara Binâen Yazdırılmış Gayet Ehemmiyetli Bir Hakikattir
Kardeşlerim! Sizce münâsib ise Başvekil’e ve dindar
meb'ûslara verilmek üzere
İHTARA BİNÂEN YAZDIRILMIŞ
GAYET EHEMMİYETLİ BİR HAKİKATTİR
Mukaddime: Kırk seneye yakın siyaseti terkettiğimden ve ekser hayatım bir nev'i inzivada geçtiğinden, hayat-ı ictimâiye ve siyâsiye ile meşgul olmadığımdan büyük bir tehlikeyi göremiyordum. Bugünlerde o tehlikenin hem millet-i İslâmiyeye ve hem de bu memleket ve hükûmet-i İslâmiyeye büyük bir zarar vermeğe zemin hazırlamakta olduğunu hissettim. Mecburiyetle, İslâmiyet milliyeti ve hâkimiyeti ve memleketin selâmeti için çalışan ehl-i siyaset ve cem'iyet-i beşeriyeye hamiyet ile çalışanlar için bana manevî bir ihtar edildiğinden Üç Nokta’yı beyân edeceğim:
Birinci Nokta: Gazeteleri dinlemediğim hâlde bir-iki senedir “irtica ile ittiham” kelimesi mütemâdiyen tekrar edildiğini işitiyordum. Eski Said kafasıyla dikkat ettim, kat'iyyen gördüm ki: Siyaseti dinsizliğe âlet yapan ve beşerdeki en dehşetli vahşet ve bedevîliğin bir kanun-u esâsîsine irticaa çalışan ve hamiyet maskesini başına geçiren gizli İslâmiyet düşmanları gaddârâne bir ittiham ile Ehl-i İslâmiyet ve hamiyet-i diniye ve kuvvet-i îmâniye cihetiyle değil dini siyasete âlet yapmak; belki de siyaseti dine âlet ve tâbi yapmakla, tâ İslâmiyetin kuvvet-i maneviyesinden bu hükûmet-i İslâmiyeyi tam kuvvetlendirmek ve dörtyüz milyon hakîki kardeşi arkasında ihtiyat kuvveti bulundurmak ve bir kısım zâlim Avrupa’nın dilenciliğinden kurtulmak için çalışanlara pek haksız olarak “irtica” damgasını vurup onları memlekete zararlı tevehhüm etmeleri, yerden göğe kadar hadsiz bir haksızlıktır. Nümûnelerinden birinci nümûnesi: Bu asrın dehşetli zulmüne karşı bir sed olarak İkinci Nokta’da beyân etmek zamanı geldi. Menşe'leri iki kanun-u esâsîye istinâd eden iki irtica var:
Biri: Siyâsî ve ictimâî ki, hakîki irticadır. Onun kanun-u esâsîsi çok sû-i istimâle ve zulme medâr olmuştur.
İkincisi: İrtica nâmı verilen hakîki bir terakkî ve adâletin esâsıdır.
İkinci Nokta: Beşerin vahşet ve bedevîlik zamanlarındaki bir kanun-u esâsîsine, medeniyet nâmına dine hücum edenler, irtica ile o vahşete ve bedevîliğe dönüyorlar. Beşerin selâmet, adâlet ve sulh-u umumîsini mahveden o dehşetli vahşiyâne kanun-u esâsî, şimdi bizim bu bîçâre memleketimize girmek istiyor. Garazkârâne ve anûdâne particilik gibi bazı cereyanları aşılamağa başlaması gibi bir ihtilâf görülüyor. O kanun-u esâsî de budur:
Bir tâifeden, bir cereyandan, bir aşîretten bir ferdin hatâsıyla o tâifenin, o cereyanın, o aşîretin bütün ferdleri mahkûm ve düşman ve mes'ûl
