► (053) ◄
Azîz, Sıddık ve Mübârek Kardeşlerim!
Evvelâ: Nurdan bana çok lüzumu bulunan Medresetü'z-Zehrâ’nın fütûhâtçı mahsulâtını ve kahraman Tahiri’nin merhume haremi ile ve merhume iki kerîmesi nâmına gönderdiği mecmualarını ve iki hafta evvel merhum Hâfız Ali’nin bir hayrü'l-halefi Mustafa’nın tam zamanında tamam Mektûbatını ve Nurun metîn bir kumandanı Re'fet Beyin kendi kalemiyle yazdığı mübârek mecmuasını ve pek güzel ve mânidâr rüyalı mektûbunu aldım ve çok sevindim. Onların herbir harfine Cenâb-ı Erhamürrâhimîn sizin herbirinize bin hasene ihsân etsin. Merhume Hatice ve merhume Hicret’in ve merhume Âişe’nin rûhlarına ve kabirlerine binler rahmet eylesin. Âmîn.
Sâniyen: İkinci bir Husrev olan Mustafa Osman’ın mektûbunda Sabri nâmında bir kardeşimizin benim hizmetim için, yanıma gelmesini istemesi beni çok memnun etti. O gelmiş ve birkaç ay hizmet etmişçesine kabûl ediyorum. Fakat şimdi benim hizmetime hàriçten gelmeğe ihtiyaç kalmamıştır. Ne vakit ihtiyaç olursa o zaman haberdar edeceğim. Hakikaten Eflani havâlisinde Isparta kahramanları mâhiyetinde küçük kahramanlar yetişmeğe başlamıştır.
Sâlisen: Nurun demirbaş kâtibi ve şâkirdi Kâtib Osman’ın Risale-i Nur bahçesinden gönderdiği yaş üzüm teberrükünü ve Medresetü'z-Zehrâ’nın çok ehemmiyetli bir şûbesi ve bir merkezi olan Sava’nın gayet mübârek teberrüklerini kaideme muhâlif olarak onların hatırı için kabûl ettim. Ve kime yedirsem de, onların hayrı olarak yedireceğim.
Râbian: Nur kahramanı Husrev’in, ben Emirdağ’ında iken bana yazdığı umum mektûblarından mühim parçalarını, hususan benim yazdığım mektûbların hülâsalarını hâvî kısımlarını bir defterde yazmıştım. Fakat ben hapiste iken birisi, hoşuna gitmiş, almış; kayboldu. Şimdi tekrar eski mektûblarından kırk kadar bende var. Onları inşâallâh ben işâret edeceğim; burada yazdıramazsam size göndereceğim. Bir defterde cem'edilerek belki ehemmiyetine binâen teksir edilecek.
Hâmisen: Sözler Mecmuasından onbeş tanesini Ankara’ya gönderdim. Çok fâide vermiş. Oradaki Nurcular kahramancasına ihtiyat perdesi altında çalışıyorlar.
Sâdisen: Sizde bulunmayan ve Husrev’in istediği Mektûbatı tashih ettim. Birisiyle göndereceğim. Bu defa Yirmidördüncü Mektûbu çok kıymetli, çok ince, çok derin ayn-ı hakikat gördüm.
Umuma binler selâm.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî ∗∗∗
