İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 17 / 218
17

► (017) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Hak ve hakikatin nâşiri olan Sebilürreşâd’a, hâlen Halk Partisi nâmına yapılan yüz cihetle kanunsuz bir muâmeleyi arzediyoruz:

Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî, şiddetli zehirlerin neticesi olarak hastalığı şiddetlenip hayattan ümîdini kestiği için, kendi nafaka parasıyla aldığı sekiz aded kitabını muhâfaza etmek üzere müftü kardeşine göndermişti. Emirdağ postahânesi güyâ zâbıta memuru vazifesini yapıyor gibi, gizli bir maksada binâen bu kitapları zabtederek hemen bizzat kendisi gidip jandarma dâiresine, kaymakama, adliyeye ve telefon ile Afyon’a şâyi edip işi şa'şaalandırarak kitapların hepsini adliyeye verdirmiştir. Hâlbuki kitapların mâhiyeti şudur: Beş parçası, mahkemede bulunan müdafaât ve zeyillerinden ibarettir. Diğer üç kitab da; şimdiki adliye vekili Halîl Özyörük’ün üç defa berâetlerine karar verdiği eserlerdir ki, Denizli Mahkemesi aynı eserlerin eczâlarını iâde etmiştir. Ve Afyon Mahkemesinin de hükümlerini bozmuş ve o eserlerin berâetlerine re'y vermiştir.

Gerçi, komünist olan eski adliye vekili Fuat Sirmen, eski hey'et-i vekileye ihbar etmiş ve Kur'ânın gayet hak ve menfaatli bir tefsiri olan Zülfikàr Mecmuasının dörtyüz sahifesi içinde, otuz sene evvel yazılan iki âyetin tefsirine dair iki sahifeyi bahâne ederek bu çok mühim eseri yasak etmeğe çalışmıştır. Hâlbuki şimdi millet ve vatana gayet zararlı olan komünist ve masonların eserlerine müsâade edildiği hâlde, yüzbinler kimselerin îmânını kurtaran Kur'ânın gayet hak ve pekçok menfaatli bir tefsiri olduğunu beşyüzbin adamın şehâdetiyle isbât edeceğimiz eserlere evrak-ı muzırra gibi böyle muâmele yapmak ve Üstadımıza bu hastalıklı, nâzik zamanında öz kardeşine karşı bu hazîn teessürâtı vermek, yüz cihetle kanunsuzdur diye arzediyoruz.

Sâniyen: Bu mes'elenin gayet sinsî ve gayet gizli hakikati şudur: Üstadımız ma'nen ve maddeten Demokrat Partiye yardım için talebelerini hafifçe teşvik etmişti. Bunu, Halk Partisinin muannid müstebidleri anladıkları için mânâsız bahâne ile habbeyi kubbe yaparak bu muâmeleyi yaptılar. Yoksa her tarafta bu kitaplar posta ile alınıp veriliyor ve buraya da İstanbul’dan, başka yerlerden geliyor ve ilişilmiyordu. Bu vaziyet çok dessâsâne ve ümîd edilmeyen bir plândır.

Sâlisen: Zülfikàr’daki mevzû-i bahs iki âyetin tefsirinden bin misli bir muhâlefetle hâlen matbuâtta eski hükûmete hücumlar yapılıyor ki, şimdi o âyetlerin tefsiri zerre mikdar bir suç olamıyor. Bundan da anlaşılıyor ki,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.