Üstadımız şiddetli hastalığından fazla konuşamadı. Hasta hâlinde hizmetkârına dedi: “Merak etmemeleri için berây-ı ma'lûmât bazı dostlara ve bazı resmî zâtlara gönderirsiniz.”
Şiddetli hasta üstadımızın hizmetkârı
Evet, hizmetkârımın yazdığı doğrudur.
Said Nursî ∗∗∗
► (149) ◄
[Müddeiumumîler hakkında Üstadımızın garîb bir hâlet-i rûhiyesini beyân etmek zamanı geldi.]
Bana dedi ki:
“Otuz-kırk sene bu tazyîkatımda Hukukullâh mânâsında olan hukuk-u âmme nâmındaki vazifelerle muvazzaf olan savcılar ekser hapislerimde, nefyimde şiddetlerini gördüğüm hâlde onlara karşı bir hiddet, bir küsmek bana gelmiyordu.
Sonra görüyordum: Onların zâhirî şiddetine sebeb olan kusurları kendilerinde görmüyordum. Fakat, çok defa bir zaman sonra, kader-i İlâhînin başka kusurâtıma binâen şefkat tokadının öyle savcıların eliyle geldiğini gördüm. Kader adâlet yaptığı için o şefkat tokadını rûh ve kalbimle kabûl ettim. Zâhirî sebebe binâen savcıların şiddetini helâl ediyorum. Şimdi Cenâb-ı Hakk’a şükür, o müddeiumumîlerin bir kısmı, vazifeleri olan hukuk-u umumiyenin müdafaası, Hukukullâh nev'inden olduğu cihetle, bana karşı şiddet değil, bil'akis hakîki adâlet noktasında, umum İslâmiyete ve belki insaniyete de menfaati olan Risale-i Nurun hizmet-i îmâniyesi cihetiyle şiddeti bırakıp kader-i İlâhînin şefkat tokadına bakar gibi zâhirî tâzib, hakikaten yardım hükmüne geçtiği için, ben de bu sırr-ı azîm münâsebetiyle, bütün böyle müddeiumumîlere karşı bir dostluk ve duâ etmek vaziyetini aldım. Zâhiren bana karşı şiddet-i hüküm görünen hâlât, o hizmet-i îmâniyeye bir ilânnâme hükmüne geçti.
Ben de şimdi onlara, hukuk-u âmmenin Hukukullâh hükmüne geçtiğini bilenlere, umumen selâm ve duâ ediyorum. Bana olan şiddetlerini umumen helâl ediyorum.”
Said Nursî
Üstadımızın sizlere yazdığı aynı hakikat olan bu mektûbunu arz ediyorum.
Talebesi Sungur ∗∗∗
