İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 101 / 218
101

► (083) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Azîz, Sıddık, Mübârek Kardeşlerim;

Evvelâ: Medresetü'z-Zehrâ erkânlarının arzularıyla verilen bir dersin bir hülâsasını sizlere de söylemeği münâsib gördük. O dersin mevzûu da umum kâinât mevcûdâtı hesabına Mi'râc Gecesinde, Fahr-i Kâinât ve netice-i hilkat-i âlem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, huzur-u İlâhîde nev'-i beşerin, belki umum zîhayat, belki umum mahlûkat nâmına selâm yerinde: اَلتَّحِيَّاتُ اَلْمُبَارَكَاتُ اَلصَّلَوَاتُ اَلطَّيِّبَاتُ لِلّٰهِ demesi; ve içinde bir küllî mânâ bulunduğundan bütün ümmet her gün çok defa namazlarında zikretmesi ile; ve ehl-i îmân içinde, herbir mertebe sâhibinin bir hissesi içinde bulunduğu; ve bundan evvel Hüve Nüktesi’nin hâşiyesinde, radyo vâsıtasıyla hava unsurunun hàrika mu'cizât-ı kudreti göstermesi cihetinde kalbe ihtar edildi ki: “Bir ehl-i îmân, ebedî bir saâdette, dünya kadar bir mülk-ü bâkîyi netice verecek bu kısacık ömr-ü dünyevîde ettiği ibâdette bir küllî ibâdet.. âdeta kendi hususî dünyasıyla beraber ibâdet etmiş gibi kendi hususî dünyası kadar bir mükâfât alacağı İşârât-ı Kur'âniyeden anlaşılır” diye; Hüccetü'z-Zehrâ’nın ikinci makamında, İlm-i İlâhî mebhasında اَلتَّحِيَّاتُ اَلْمُبَارَكَاتُ ilâ âhire’nin küllî mânâları rûhuma gelip, öylece teşehhüdde: اَلتَّحِيَّاتُ derken, birden hayâlime hususî dünyamın dört unsuru olan “toprak, su, hava, nur” unsurları dört küllî dil oldular. Herbir dil, milyarlar hattâ trilyonlar, katrilyonlar adedince اَلتَّحِيَّاتُ اَلْمُبَارَكَاتُ اَلصَّلَوَاتُ اَلطَّيِّبَاتُ لِلّٰهِ kelimelerini lisân-ı hâl ile söylüyorlar; hayâlen gördüm.

Bu unsurlardan “toprak” unsuru bir dil olarak bütün zîhayatların herbiri bir kelime-i zîhayat olup اَلتَّحِيَّاتُ derler. Çünkü herbir avuç toprak ekser nebâtâta saksılık edebilir ve menşe' olabilir bir vaziyettedir. O hâlde herbir avuç toprakta, ya bütün beşerin meydâna getirdikleri bütün fabrikaların adedince manevî küçücük mikyâsta fabrikalar –herbir avuç toprakta– bulunacak. Bu ise hadsiz derecede imkânsız... Veyâhut, bir Kadîr-i Mutlakın hadsiz kudreti, nihâyetsiz ilmi ve irâdesiyle olacak. Demek toprak unsuru, bütün eczâsı ile ve zerrâtı ile bu mazhariyet için hadsiz

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.