İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 93 / 218
93

► (078) ◄

29.11.1951

Eskişehir<

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvelen: Bütün rûh u canımla Hizmet-i Kur'âniye ve îmâniyenizi tebrik ediyorum. Bu mektûbda bir ince mes'eleyi meşveret sûretiyle re'yinizi almak için gönderdik. Münâsib midir? Değilse ıslah edersiniz.

Sâniyen: Risale-i Nur’da isbât edilmiş ki, insanların ayn-ı zulümleri içinde kader-i İlâhî adâlet eder. Yani, insanlar bazı sebeble haksız zulmeder. Birisini hapse atar. Fakat kader-i İlâhî aynı hapiste başka sebebe binâen adâlet ediyor ki: Hakîki bir suça binâen o hapisle onu mahkûm ediyor. İşte şimdi bu hakikati gösteren, başıma gelen acîb bir misâli şudur: Yirmisekiz senedir müteaddid vilâyetlerde ve mahkemelerde benim mes'ûliyetime ve mahkûmiyetime ve mahpusiyetim gibi zâlimâne işkence ve cezalarına gösterdikleri sebeb, hiçbir emâresini bulmadıkları mevhûm bir suçum şudur:

Diyorlar: “Said, dini siyasete âlet yapmak ister ve yapıyor.” Hâlbuki bu da'vâlarına otuz senelik musîbetli yeni hayatımda ve otuz büyük mecmualarımda bu suça müsbet bir delil bulamadılar. Hâlbuki böyle mes'elelerde bir mahkeme mâdem bulmadı ve mes'ûl edemedi. Başka mahkemelerin musırrâne aynı mes'eleyi esâs tutmaları bütün bütün kanuna ve akla ve âdete muhâlif bir hâlettir. Belki siyaseti dinsizliğe âlet edenler kısmı, kendilerine bir perde olarak bu ittihamı bizlere ediyorlar. Bununla beraber dine hizmet itibariyle taalluk eden eski altmış senelik hayat-ı ilmiyem kat'î bir hüccet ve yakìn bir delildir ki; bütün hayatımda temâs ettiğim siyaseti ve dünyayı ve bütün ictimâî cereyanları, dine hizmetkâr ve âlet ve tâbi yapmak düsturuyla hareket etmişim. Mahkemelerde de hem da'vâ, hem isbât etmişim ki, değil dini siyasete âlet yapmak, belki bir tek hakikat-i îmâniyeyi dünya saltanatına değiştirmediğimi kat'î delillerle isbât ettiğim hâlde, böyle yirmi vecihle hakikate muhâlif ve divânecesine büyük makamınızı işgal eden bir kısım adliye memurları ve siyâsî adamlar bu acîb hurâfe gibi mes'eleyi hakikat zannedip yirmisekiz sene bana zulmettiklerinin hakîki sebebini bugünlerde bildim. Sebebi bu ki: Bu enâniyetli zamandaki hizmet-i îmâniyede en büyük tehlikem ve manevî en büyük suçum ve cinayetim; bu zamanda Hizmet-i Kur'âniyemi şahsıma ait maddî ve manevî terakkiyâtıma ve kemâlâtıma âlet yapmak imiş. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükrediyorum ki, bu uzun zamanlarda ihtiyarım haricinde hizmet-i îmâniyemi, değil maddî ve manevî terakkiyâtıma ve kemâlâtıma

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.