Altıncı Fark: Hakîki ihlâslı Nurcular, menfaat-i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi; bir kısmı, a'zamî iktisad ve kanâatle ve fakirü'l-hâl olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğnâ ile ve Hizmet-i Kur'âniyede hakîki bir ihlâs ve fedâkârlıkla; ve çok kesretli ve şiddetli ehl-i dalâlete karşı mağlûb olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şübhe bırakmamak için ve rızâ-yı İlâhîden başka o hizmet-i kudsiyeyi hiçbir şeye âlet etmemek için, bir cihette hayat-ı ictimâiye fâidelerinden çekiniyorlar.
Amma İhvân-ı Müslimîn ise: Onlar da hakikaten maksad itibariyle aynı mâhiyette oldukları hâlde, mekân ve mevzû ve bazı esbâb sebebiyle Nur talebeleri gibi dünyayı terkedemiyorlar. A'zamî fedâkârlığa kendilerini mecbur bilmiyorlar.
İsâ Abdülkadir ∗∗∗
► (101) ◄
[Bağdat’ta çıkan, ehemmiyetli, siyâsî bir ceride olan “Eddifa'” gazetesinin muharriri İsâ Abdülkadir diyor ki:]
Nur talebelerinin mürşidi olan Bediüzzaman Said Nursî hakkında Eddifa' gazetesini okuyanlar benden soruyorlar: “Türkiye’deki Nur talebelerinden ve Üstadları olan Said Nursî’den bize ma'lûmât ver” diyorlar. Ben de bunlar hakkında kısa bir cevab vereceğim. Çünkü, Üstad’ın, Nurun ve Nur talebelerinin Arablarda hakkı olduğu için Arablar onlardan ciddi bahsetsinler. Zîra: İslâmiyetin madde-i esâsiyesi olan Arablar Risale-i Nur’dan ziyâdesiyle fâide görmeğe başlamışlar.
Bu Nur talebeleri; Risale-i Nur’la, hem Türkiye’de, hem bilâd-ı Arab’da komünistliğe karşı muhkem bir sed te'sis ediyorlar.
………..
Risale-i Nur ise, öyle geniş bir mikyâs ile intişar ediyor ki, değil yalnız Türkiye’de ve bilâd-ı İslâmiyede, hattâ ecnebîlerde de iştiyakla istenilir oluyor. Ve Nurun talebelerinin şevklerini hiçbir şey kıramıyor.
İşte Nur Talebeleriyle Nur Risaleleri ve onların bu büyük Hizmet-i Kur'âniyeleri Demokrat Hükûmetinin bir büyük hasenesidir ki, mübârek Âlem-i İslâmdaki hareket-i İslâmiye bu hükûmet-i demokrasiyi takdir ve tahsinle karşılıyor. Bütün Irak ahâli-i Müslimesi ki, Arab, Türk, Kürd, İran, bu İslâmî hizmeti ve kudsî mücâhedeyi kemâl-i ferâh ile karşılıyorlar. Ve Türkiye’deki Türk kardeşlerimiz, garbın yanlış te'sirâtlarına karşı bunlarla mukâvemet gösteriyorlar kanâatindedirler.
İsâ Abdülkadir ∗∗∗
