uhrevî bir babalıkla terbiye ve muhâfaza etmesini rûhları hissetmiş ki, Nurun hizmetkârına babalarından ve vâlidelerinden daha şiddetli bir hürmet gösteriyorlar. Hattâ benim hiç görmediğim, tanımadığım üç yaşındaki bir kız çocuğu yalın ayak dikenlere basarak, koşarak geldi. Hattâ pekçok dostlarım Bolvadin’de bulunduğu için otomobil ile çok hızlı gittiğimiz hâlde kurtulamıyoruz. Hattâ her yerde hiç beni işitip görmedikleri hâlde, peder ve vâlidesine gösterdikleri alâkayı göstermeleri benim hakkımda; nefsim, hevesim cismânî cihetinde dahi îmânda bir Cennet çekirdeği var olduğunu gördüm.
Said Nursî ∗∗∗
► (133) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Üstadımızı ziyarete gelip de görüşemeyenlerin ve biz görüştürmeden gidenlerin hatırları kırılmamak için Üstadımızın gizli hàrika bir ahvâl-i rûhiyesini beyân etmeye mecbur olduk. Hattâ bugün bir parça dikkatsizlik ettiğimizden, gayet çok muhtaç olduğu hizmetimize nihâyet vermek niyet ettiği hâlde, şimdiki yazacağımız şey hâtırına geldi; bizi de affetti, helâl etti.
İşte hakikat budur:
Biz de kat'iyyen anladık ki: Üstadımız ekser hayatını tecerrüdle geçirdiği gibi, bütün hayatında hediyeleri kabûl etmemek ve mukâbilsiz hediyeler onu hasta etmek gibi şimdi hürmet ve dostluk cihetiyle onunla görüşmek, ona gayet ağır geliyor. Hattâ mükerreren biz de anladık. Musâfaha etmek, elini öpmek, kendine tokat vurmak gibi rûhen müteessir oluyor. Ve ona bakmaktan, dikkat etmekten de şiddetle müteessir oluyor. Hattâ hizmetinde biz bulunduğumuz hâlde, zarûret olmadan bakamıyoruz.
Bunun sırrı ve hikmetini kat'iyyen anladık ki: Risale-i Nurun esâs mesleği hakîki ihlâs olmak cihetiyle şimdiki tezâhür, sohbet etmek, fazla hürmet etmek; bu enâniyet zamanında bir nefis-perestlik, riyâkârlık, tasannu' alâmeti olmak cihetiyle ona şiddetle dokunuyor. Çünkü der:
“Benimle görüşmek isteyen, eğer âhiret için, Risale-i Nur için ise; Risale-i Nur bana kat'iyyen ihtiyaç bırakmamış. Milyonlar nüshası herbirisi on Said kadar fâide veriyor. Eğer dünya cihetiyle ve dünyaya ait işler için görüşmek ise, o, dünyayı şiddetle terk ettiği için, dünyaya dair şeyleri mâlâyanî, vakti zâyi' etmek olduğu için cidden sıkılır. Eğer Risale-i Nurun hizmetine, intişarına ait olsa; bana hizmet eden hakîki fedâkâr
