► (097) ◄
[Bu mektûb Samsun’da münteşir “Büyük Cihad” gazetesinde intişar etmiştir. Müfterilerin tahrîkatıyla Samsun’da muhâkeme açılmasına sebeb olmuştur. Muhâkeme berâetle neticelenmiştir.]
Âlem-i İslâmın halâskârı, ehl-i îmânın sertâcı, Risale-i Nurun tercümânı Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine!
Bu defa dindar Demokratların delâletiyle Afyon Mahkemesince Risale-i Nurun serbestiyetine, bütün risale, mektûb ve mecmualarının suç mevzûu teşkil etmediğinden iâdelerine karar verilmesini senelerce evvel ilân ettiğiniz “Risale-i Nur benim değil, Kur'ânın malıdır; Kur'ânın feyzinden gelmiştir. Hiçbir kuvvet onu Anadolu’nun sînesinden koparıp atamayacaktır. Risale-i Nur Kur'âna bağlıdır; Kur'ân ise Arş-ı A'zamla bağlanmıştır. Kimin haddi var ki, Onu oradan söküp atsın.” diye olan hakikatli beyânâtınızın açık bir tezâhürü ve bu ulvî hizmetinizin İlâhî ve Kur'ânî olduğunun parlak bir delili bilerek, bu berâet kararının Âlem-i İslâmın ve bâhusus bu Millet-i İslâmiyenin saâdetlerinin başlangıcı olması itibariyle, başta, bütün varlığıyla bu zaferleri bekleyen ve Nur ailesine reis ve hakikatler deryâsına kaptan ta'yin edilen ve zulmet-i küfürle tuğyan etmiş insanlığa hâdî ihsân olunan azîz, Sevgili Üstadımız ve buna vesile olmakla ehl-i îmânı kendilerine dost ve tarafdâr eyleyen dindar Demokratları ve âdil hey'et-i hâkimeyi sonsuz minnetlerle tebrik eder ve arzederiz ki:
Uzun senelerden beri terakkî ve teâlîsi için çalıştığınız ve uğrunda fedâyı nefis ve can eylediğiniz hakikat-i Kur'âniyenin bugün bütün bir memleket, bir millet çapında ehl-i îmânın kalblerine sürûrlar getirerek fevkalâde inkişafı, hizmetine memur kılındığınız ve bilfiil muvaffak olduğunuz kudsî da'vâ ve hizmetinizin ne kadar yüksek ve parlak olduğunu güneş gibi isbât ediyor.
Yirmibeş-otuz seneden beri bütün mânilere ve sıkıntılara rağmen bu sabır ve metânetiniz ve Kur'ândan kalb-i münevverinize gelen Risale-i Nurun neşri cihetinde bu hizmet ve mücâhedeleriniz, istikbâlin nesillerine ve İslâmın kahraman mücâhidlerine bir nümûne-i iktidâ ve imtisal oluyor. Kur'ân güneşinin sönmeyen Nurları ve ebedî lem'aları olan Nur şuâlarıyla cehl ve dalâlet karanlıklarını izâle ederek, milyonlar kalbleri, o nurla nurlandırıp, ehl-i îmânı kendinize minnetdâr ettiniz. Bu vatan ve bu millet, bu tarih ve bu toprak, sizin bu hizmetinizi, bu fedâkârlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır. Ebediyet âlemine göç eylediğinizde dahi, sizin bu hizmetiniz bir çekirdek olup, ondan fışkıran bir şecere-i àliye her
