İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 62 / 218
62

► (065) ◄ Dindar ve hamiyetkâr ve vatan-perver milletvekillerine şunu arzediyorum

Dindar ve hamiyetkâr ve vatan-perver milletvekillerine şunu arzediyorum:

Mekke-i Mükerreme’de Hacerü'l-Esved yanında hürmet için konulduğunu hacıların gördükleri Zülfikàr Mu'cizât-ı Kur'âniye Mecmuası ’yla Medine-i Münevverede de Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın kabri üzerinde konulduğunu gördükleri Asâ-yı Mûsa Mecmuası gibi Risale-i Nurun bir kısım eczâları, Âlem-i İslâmın bizimle hakîki uhuvvetini te'mine vesile oldukları hâlde, müsâdere edilmek sûretiyle dört seneden beri evrak-ı muzırra gibi dosyalar içinde mahkeme mahzenlerinde çürütülmek sûretiyle imhasına çalışıldığı ve dört mahkeme berâetine ve serbestiyetine karar verdikleri ve biz de çok defa makàmâta istid'a ile müracaat edip serbestiyetini istediğimiz ve hem Başbakanın “Din propagandası yüzünden şimdiye kadar bu vatana hiçbir zarar gelmediğini” söylediği hâlde, bu dindarların serbestiyeti hakkındaki kanunun tasdikinin tâcili ve takdimi lâzım gelirken te'hir edilmesi, dindar meb'ûsların nazar-ı millette “kendilerine düşen en ehemmiyetli dinî vazifelerini yapmıyorlar” diye dindarların bir telâşları var. Biz de telâş ediyoruz ki dâhilî, gizli dinsizler ve komünizm hesabına çalışan hâinler bu vaziyetten istifade etmemeleri için bu gelecek hakikati sizlere beyân etmeğe hamiyeten mecbur oldum. O hakikat da budur ki:

DEMOKRAT DİNDAR MİLLETVEKİLLERİNE BİR

HAKİKATİ İHTAR

Bugünlerde hastalığım itibariyle kışın pek şiddetli hiddetine tahammül edemedim. Çok tecrübelerimle umumî bir hatânın neticesinde hava ile zemin zelzele ile fırtına ile gadab-ı İlâhîyi haber vermek nev'inden hiddet ediyorlar gibi âdete muhâlif bir vaziyet gösterdiler. Ben de bundan bir manevî fırtınaya alâmet hissettim. Kalbime geldi ki: “Acaba yine İslâmiyet ve hakàik-ı îmâniye zararına bir hatâ-yı umumî mi meydâna geldi?” Âdetim olmadığı hâlde ve dünya siyasetini terk ettiğim hâlde bu nokta için sordum: “Ne var? Cerideler ne haber veriyorlar?”

Bana dediler ki: “Din propagandasını yapan dindarların serbestiyet kanunu geri kalmış. Fakat solcular hakkındaki kanunu tâcil edip tasdik etmişler.”

Kalbime geldi ki: Bu vatan ve İslâmiyetin maslahatı, herşeyden evvel dindarların serbestiyeti hakkındaki kanunun hem tâcil, hem tasdik ve hem de çabuk mekteblerde tatbik edilmesi elzemdir. Çünkü bu tasdik ile Rusya’daki kırk milyona yakın Müslümanı, hem dörtyüz milyon Âlem-i İslâmın manevî kuvvetini bir ihtiyat kuvveti olarak bu vatana

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.