beri siyasetten çekildiğimi bütün dostlarım biliyorlar. Bu hakikat mahkemeler tarafından da sâbit olmuştur.
Dördüncü İftirası: Said Nursî bazı kadınlara şeytandır demiş. Bu iftiranın aslı: “Eskiden büyük şehirlerde açık-saçık, çıplaklık derecesinde hususan yarım çıplak Hıristiyan kızları şeytan kumandasında ahlâk-ı İslâmiyeye zarar veriyorlar.”
İşte böyle birkaç tane açık gezenler hakkındaki bir sözü başka sûrete çevirip mutlak kadınlara teşmîl ederek tâbiri çirkinleştirip istimâl etmesi, pek çirkin ve zâhir bir iftiradır. “Kadınlarla muhâvere” nâmındaki risalemde: Kadınlara büyük bir hürmet ve ehemmiyet ve kıymet verdiğimi hattâ şefkat cihetinde erkeklerden pek ileri olduklarından Risale-i Nurun mühim bir esâsı şefkat olduğundan bu mübârek hemşirelerimi “Muhterem Hemşirelerim” nâmıyla yâdediyorum. Onların samîmiyet ve ihlâslarını ziyâde görüyorum...
Beşinci Hakaretkârâne İftirası: Gerilemek ve irtica, yani İslâmiyet ahkâmına, ahlâkına dönmek mânâsıyla “mel'ûn fikir” tâbiri kullanması küre-i arzı titretecek kâfirâne bir iftira olduğu gibi, yalnız Ispartalılara ve Nur talebelerine değil, belki Âlem-i İslâma karşı bir ihanettir.
Çok hasta ve çok ihtiyar
Said Nursî ∗∗∗
► (119) ◄
[Üstadımızın köylerde dolaştığına dair çıkarılan uydurma habere karşı bir cevaptır; mûcib-i merak hiçbir şey yoktur.]
Üstadımız Said Nursî’nin iki seneden beri misâfir bulunduğu Isparta emniyetine bir ma'ruzâtımızdır.
1. Üstadımız Said Nursî otuz seneden beri bu Anadolu memleketinde gezdiği bütün vilâyet ve kazalarda kendisini zâbıtanın bir misâfiri olarak telâkki etmiş ve zâbıta efrâdı dâima dostane ve himâyekârâne muâmele göstermiştir. Kur'ânın hakîki ve parlak bir tefsiri olan Risale-i Nuru Isparta’da otuz sene evvel te'life başlayan Üstadımız hakàik-ı îmâniyeye gayet te'sirli bir sûrette hizmet etmekle tamamen âhirete müteveccih olan bu hizmetinin dünyevî bir fâidesi olarak, îmân sebebiyle kalblerde fenâlığa karşı dâimî bir yasakçı bırakmıştır. Onun neticesidir ki, âsâyişin te'minine vesile olmuştur.
