mühim mes'elesi Medresetü'z-Zehrâ olması cihetiyle Nazîf’in bu neşriyatı, Reisicumhurun Medresetü'z-Zehrâ mânâsında ve Doğu Üniversitesi nâmında Şark Câmiü'l-Ezher’ine ciddi çalışmasına bir vesile olduğunu zannediyoruz.
Sâlisen: Dinar’ın Baraklı imâmı Süleyman’ın ehemmiyetli mektûbuna karşı yazınız ki: Türkler hakkında senâ-i Peygamberî muhakkaktır. Birkaç yerde Türklerden ehemmiyetle bahsetmiş. Hadîs var. Fakat bu hadîsin hakîki sûreti ne olduğunu yanımda Kütüb-ü Hadîsiye bulunmadığından bilemiyorum. Fakat mânâsı hakikat ve Türk Milletinin senâ-i Peygamberîye mazhar olduğu hakikattir. Bir nümûnesi Sultan Fâtih hakkındaki hadîstir.
Nurun birinci talebelerinden Hulûsî Bey’in, Ankara’da dostlarına Risale-i Nur dâiresine girmesine teşvik eden mânidâr ve güzel mektûbu dahi gösteriyor ki, yirmibeş seneden beri hiç sarsılmadan Nur hizmeti yapmasına bir nümûnedir.
Umum kardeşlerime ve hemşirelere binler selâm. ∗∗∗
► (034) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükrolsun, mahkemede üç sene hapsedilen Asâ-yı Mûsa Risalesinden ve Sikke-i Gaybiye Risalesinden beş nüshayı kemâl-i sürûr ile aldık. Cenâb-ı Hak sizlerden ebediyen râzı olsun. Âmîn.
Sâniyen: Mahkemeden verilen Zülfikàr nüshasında tashih olunmuş sehivler, bu nüshada tashih edilmemiş. Mu'cizât-ı Kur'âniyenin Dördüncü Zeyli’nin yüzonuncu sahifesinde sekizinci satırında “Hem Lâm’ın” sehivdir. “Hem Lâ’nın” olacak. Çünkü Kur'ânda “Lâm” otuzbindir; “Lâ” ondokuzbindir.
Sâlisen: Yeni harfle Isparta Sümerbank Fabrikasında bir zât bir mektûbunda bir suâl soruyor. Benim bedelime siz, “Kader Risalesi”ni ona tavsiye edersiniz. Ben hem rahatsızım, hem hususî mektûblar yazamıyorum. Hem Zübeyr de Ankara’ya gitmiş. Hem yeni harfi de bilemiyorum. Berây-ı ma'lûmât size gönderdim.
Râbian: Şoför Abdurrahman ile kendi nafakam elli lirayı daha gönderdim. Bana gönderdiğiniz kitapları ve Sözler Mecmuasını kalan borcuma hesab edersiniz. Pek acele oldu.
Umuma pek çok selâm ederim. ∗∗∗
