girmiş bulunuyor. O zaman demişti: “Şimdi resmen din tedrîsatı için hususî dershâneler açılmasına izin verilmesine binâen Nur şâkirdleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir Dershâne-i Nuriye açmak lâzımdır. Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes herbir mes'elesini tam anlamaz. Îmân hakikatlerinin izâhı olduğu için; hem ilim, hem mârifetullâh, hem huzur, hem ibâdettir. Eski medreselerde beş-on seneye mukâbil inşâallâh Nur medreseleri beş-on haftada aynı neticeyi te'min edecek ve yirmi senedir ediyor.”
Üstadımız, Barla’daki dokuz senelik ikametgâhı olan ve Risale-i Nurun birinci dershânesi hem altı vilâyet genişliğindeki Medresetü'z-Zehrâ’nın çekirdeği bulunan hânesini Medrese-i Nuriye olarak Risale-i Nura vakfetmişti. Şimdi onu müteâkib hem Isparta ve civarı kazaları ve bazı köylerinde, hem Diyarbakır ve Şarkta Nur dershâneleri açılmaktadır.
Bu sûretle o dershânelerde Nurların okunması ve Nurlarla meşguliyete devam edenlere ve ders alanlara talebe-i ulûm şerefini kazandırmaktadır. Talebe-i ulûmun ise; âdi harekâtı, hattâ uykusu dahi ibâdet hükmüne geçtiğini bazı büyük müçtehidler beyân etmişler.
Sâlisen: Nurların radyo diliyle Anadolu ve Âlem-i İslâma intişarının ilk mukaddimesi, mübârek leyle-i berâta tevâfuk etmesi, bu vatan ve Âlem-i İslâm hakkında Risale-i Nur lehinde büyük bir hayrın alâmeti ve işâretidir.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşleriniz
Tahiri, Zübeyr, Sungur, Ceylan, Bayram
Hâşiye: Bu mektûb aynı zamanda telgrafla veya mektûbla Üstadımızın Leyle-i Berâtlarını tebrik eden kardeşlerimize cevaptır. ∗∗∗
► (144) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Umum dostlarıma ve Nur kardeşlerime bu vasiyeti ilân ediyorum: Ben şahsım itibariyle vazife-i Nuriyeyi yapmaya tâkatim kalmamış. Belki ihtiyaç da kalmamış. Hem müteaddid tesemmümlerle ve çok ihtiyarlık vaziyetiyle ve hastalıkla şimdiki hayatta kalmak, tahammülüm kalmamış gibidir. Şâyet müştâk olduğum ölüm elime geçmese de zâhirî hayatımda ölmüşüm gibi diye bu vasiyetimi yazıyorum.
Hàlık-ı Rahmân-ı Rahîme hadsiz şükür olsun ki, bundan altmış-yetmiş sene evvel hilâf-ı âdet olarak tahsil-i ilim, hususan ilm-i îmânî yolunda
