İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 61 / 218
61

İşte Kur'ân-ı Hakîmin manevî mu'cizesinin bir lem'ası olan Risale-i Nur bu hakikati izâhatıyla isbât etmesi içindir ki müdakkik bir nurcu, huzur-u dâimî kazanmak ve mârifetullâhı her vakit tahattur etmek için ve huzur-u dâimî hatırı için لاَ مَوْجُودَ اِلَّا هُوَ demeğe mecbur olmuyor.

Ve yine bir kısım ehl-i hakikatin dâimî huzuru bulmak için لاَ مَشْهُودَ اِلَّا هُوَ dedikleri gibi, o nurcu böyle demeğe muhtaç olmuyor.

Belki وَفِى كُلِّ شَيْءٍ لَهُ آيَةٌ تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ parlak hakikatinin kudsî penceresi ona kâfî geliyor. Bu kudsî Arabî fıkranın kısacık bir izâhı şudur ki:

Evet, herkesin bu âlemde birer âlemi var, birer kâinâtı var. Âdeta zîşuûrlar adedince birbiri içinde hadsiz kâinâtlar, âlemler var. Herkesin hususî âleminin ve kâinâtının ve dünyasının direği kendi hayatıdır. Nasıl herkesin elinde bir âyinesi bulunsa ve bir büyük saraya mukâbil tutsa, herkes bir nev'i saraya, âyinesi içinde sâhib olur. Öyle de herkesin hususî bir dünyası var. Bir kısım ehl-i hakikat bu hususî dünyasını لاَ مَوْجُودَ اِلَّا هُوَ diye inkâr etmekle, terk-i mâsivâ sırrıyla Cenâb-ı Hakk’a karşı huzur-u dâimî ve mârifet-i İlâhiye bulur. Ve bir kısım ehl-i hakikat da yine dâimî mârifet ve huzuru bulmak için لاَ مَشْهُودَ اِلَّا هُوَ deyip kendi hususî dünyasını nisyan hapsine sokar; fânîlik perdesini üstüne çeker; huzuru bulmakla bütün ömrünü bir nev'i ibâdet hükmüne getirir.

Şimdi bu zamanda Kur'ânın i'câz-ı manevîsiyle tezâhür eden وَ فِى كُلِّ شَيْءٍ لَهُ آيَةٌ تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ sırrıyla yani: Zerrelerden yıldızlara herşeyde bir pencere-i tevhid var ve doğrudan doğruya Zât-ı Vâhid-i Ehadi sıfâtıyla bildiren âyetleri, yani delâletleri ve işâretleri var.

İşte Hüve Nüktesi’yle bu mezkûr hakikat-i kudsiyeye ve îmâniyeye ve huzuriyeye icmâlen işâretler vardır. Risale-i Nur, bu hakikati izâhatıyla isbât etmiş. Eski zamandaki ehl-i hakikat bir derece mücmelen ve muhtasaran beyân etmişler. Demek bu dehşetli zaman, daha ziyâde bu hakikate muhtaçtır ki, Kur'ân-ı Hakîmin i'câzıyla bu hakikat tafsilâtıyla ihsân edilmiş, Nur Risaleleri de bu hakikate bir nâşir olmuşlar.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.