İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 100 / 218
100

İKİNCİ HAKİKAT: Kırk sene evvel Eski Said bu matbu' kitabetlerinde, İşârâtü'l-İ'câz’ın baştaki ifâde-i merâmında ve sâir eserlerinde musırrâne ve mükerreren talebelerine diyordu ki: “Hem maddî, hem manevî büyük bir zelzele-i ictimâî ve beşerî olacak. Benim dünya terki ile inzivamı ve mücerred kalmamı gıbta edecekler” diyordu. Hattâ hürriyetin birinci senesinde İstanbul’da Câmiü'l-Ezher’in Reis-i Ulemâsı olan Şeyh Bahît hazretleri (R.H.) İstanbul’da Eski Said’e sordu:

مَا تَقُولُ فِى حَقِّ هٰذِهِ الْحُرِّيَّةِ الْعُثْمَانِيَّةِ وَالْمَدَنِيَّةِ الْاَوْرُوبَائِيَّةِ؟

Said cevaben demiş:

اِنَّ الْعُثْمَانِيَّةَ حَامِلَةٌ بِدَوْلَةٍ اَوْرُوبَائِيَّةٍ فَسَتَلِدُ يَوْمًا مَا وَالْاَوْرُوبَا حَامِلَةٌ بِالْاِسْلاَمِيَّةِ فَسَتَلِدُ يَوْمًا مَا

Yani: Osmanlı hükûmetindeki hürriyete ne diyorsun ve Avrupa hakkında fikrin nedir? O vakit Eski Said demiş: Osmanlı hükûmeti Avrupa ile hâmiledir. Avrupa gibi bir hükûmeti doğuracak. Avrupa da İslâmiyete hâmiledir. O da bir İslâm devleti doğuracak, Şeyh Bahît’e söylemiş.

O allâme zât demiş: “Ben de tasdik ediyorum.” Beraberinde gelen hocalara dedi: “Ben bununla münâzara edip galebe edemem.”

Birinci tevellüdü gözümüzle gördük. Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak...

İkinci tevellüd de inşâallâh yirmi-otuz sene sonra çıkacak. Çok emârelerle hem şarkta hem garbda Avrupa içinde bir İslâm devleti çıkacak.

ÜÇÜNCÜ HAKİKAT: Hem Eski Said, hem Yeni Said hem maddî hem manevî büyük bir hâdise Osmanlı memleketinde büyük ve dehşetli ve tahribâtçı bir zelzele-i beşeriye Osmanlı memleketinde olacak diye hiss-i kable'l-vukû' ile Eski Said mükerrer ve musırrâne haber veriyordu. Hâlbuki o his ile nur mes'elesinin aksi ile gayet geniş dâireyi dar görmüş. Zaman onu ikinci harb-i umumî ile tam tasdik ettiği hâlde onun o çok geniş dâireyi Osmanlı memleketinde gördüğünü şöyle tâbir ediyor ki:

İkinci harb-i umumî beşere ettiği tahribât-ı azîme gerçi çok geniştir. Fakat hayat-ı dünyeviyeye ve bekàsız medeniyete baktığı cihetinde Osmanlıdaki tahribâta nisbeten dardır. Osmanlıdaki manevî zelzele hayat-ı ebediye ve saâdet-i bâkiyenin zararına bir tahribât ve bir zelzele-i maneviye-i İslâmiye ma'nen o ikinci harb-i umumîden daha dehşetli olmasından Eski Said’in o sehvini tashih ediyor ve rüya-yı sâdıkasını tam tâbir ediyor ve o hiss-i kable'l-vukû'unu gözlere gösteriyor. Ve o mu'teriz ehl-i velâyeti zâhiren haklı fakat hakikaten Eski Said’in o hissi daha haklı olduğunu, isbâtla, o velî zâtın i'tirâzını tam reddediyor.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.