İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 99 / 218
99

bütün medreselerin kapatılması ile vefât etmelerine işâret ederek umumunun bir mezar-ı ekberi hükmünde olmasına bir alâmet olarak o azametli mezara azametli Van kalesi mezar taşı olmuş. Ey yüz sene sonra gelenler! Şu kalenin başında bir Medrese-i Nuriye çiçeğini yapınız.) Cismen dirilmemiş, fakat rûhen bâkî ve geniş bir hey'ette yaşayan Medresetü'z-Zehrâ’yı cismânî bir sûrette bina ediniz, demektir. Zâten Eski Said ekser hayatı o medresenin hayâliyle gitmiş ve o matbu' risalenin yüzkırkyedinci sahifeden tâ yüzelliyedinci sahifeye kadar Medresetü'z-Zehrâ’nın te'sisine ve faydalarına dair ehemmiyetli hakikatleri yazmış.

Bir fâl-i hayırdır ki yirmibeş senelik dehşetli ve medreseleri öldüren istibdâdın kırılması ile Maârif Vekili Tevfik, Van’da şark üniversitesi nâmında Medresetü'z-Zehrâ’yı inşâ etmesine karar vermesi ve ümîdin haricinde reis Celâl dahi mühim mes'eleler içinde Tevfik’in fikrine iştirâk etmesi, Eski Said’in kırk sene evvelki sözü ve ricâsı doğru çıkacağını gösteriyor.

Şimdi kırkbeş sene evvelki cevabının izâhında üç hakikat beyân edilecek.

BİRİNCİSİ: Eski Said bir hiss-i kable'l-vukû' ile iki acîb hâdiseyi hissetmiş, fakat rüya-yı sâdıka gibi tâbire muhtaç imiş. Nasıl bir kırmızı perde ile beyaz veya siyah bir şeye bakılırsa kırmızı görünür. O da siyaset-i İslâmiye perdesiyle o hakikate bakmış. Hakikatin sûreti bir derece şeklini değiştirmiş. O hazır büyük velî dahi o yanlışını görüp o cihette şiddetle i'tirâz etmiş. İşte o hakikat iki kısımdır:

Birincisi: Bu Osmanlı ülkesinde büyük bir parlak nur çıkacak, hattâ hürriyetten evvel pek çok defa talebelere tesellî vermek için bir nur çıkacak, gördüğümüz bütün fenâlıklara karşı bu vatana saâdet te'min edecek diyordu. İşte kırk sene sonra Risale-i Nur o hakikati kör gözlere dahi gösterdi.

İşte Nurun zâhiren, kemiyeten dar cihetine bakmayarak hakikat cihetinde keyfiyeten geniş ve fevkalâde menfaatini hissetmesi sûretiyle hem de siyaset nazarıyla bütün memleket-i Osmaniyede olacak gibi ifâde etmiş. O büyük velî, onun dar dâireyi geniş tasavvurundan ona i'tirâz etmiş. Hem o zât haklı, hem eski Said bir derece haklıdır. Çünkü Risale-i Nur îmânı kurtarması cihetiyle o dar dâiresi mâdem hayat-ı bâkiye ve ebediyeyi îmânla kurtarıyor. Bir milyon talebesi bir milyar hükmündedir. Yani bir milyon değil, belki bin insanın hayat-ı ebediyesini te'mine çalışmak, bir milyar insanın hayat-ı fâniye-i dünyeviye ve medeniyetine çalışmaktan daha kıymetdâr ve ma'nen daha geniş olması.. Eski Said’in o rüya-yı sâdıka gibi olan hiss-i kable'l-vukû' ile o dar dâireyi bütün Osmanlı memleketini ihâta edeceğini görmüş. Belki inşâallâh, o görüş, yüz sene sonra nurların ektiği tohumların sünbüllenmesi ile aynen o geniş dâire nur dâiresi olacak, onun yanlış tâbirini sahîh gösterecek.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.