İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 84 / 218
84

birbirinden in'ikâs eder. Güyâ Kur'ân müteselsilen âyet ve cümle ve kelimelerine o maksadların nurunu veriyor. Âyinede güneş gibi bazen bir kelime, bir cümle; bir küçük Kur'ân’ı gösterir. İşte Kur'âna mahsûs bu nükte, yani cüz, küll gibi aynı maksadı göstermesi maksadıyla Kur'ân müşahhas bir ferd olduğu hâlde, çok efrâdı bulunan bir küllî gibi ilm-i mantıkça ta'rif edilir. Demek Kur'ânda bin Kur'ânlar var ki, şahs-ı küllî olmuş. Hem öyle de lâzım gelir. Çünkü hadsiz ve gayet muhtelif tâifelere ders olduğu için, aynı derste hadsiz o tâifeler adedince dersler bulunmak lâzım gelir.

Suâl: Eğer denilse: Bu dört maksad-ı asliyeyi bize “Bismillâh” ve “Elhamdülillâh” cümlesinde göster.

Cevab: Deriz ki: Mâdem Bismillâh Allah’ın abdlerine bir ders olarak nâzil olmuş, elbette söylemek mânâsında olan قُلْ kelimesi Bismillâh içinde vardır. İlm-i sarf ile, mukadder tâbir edilir. İşte Bismillâh’taki قُلْ takdiri, bütün Kur'ândaki قُلْ، قُلْ (söyle, söyle) lafızlarının esâsı ve anası.. bu Bismillâh’taki قُلْ dür. Buna binâen قُلْ kelimesinde Risalete işâret olduğu gibi, Bismillâh’ta dahi Ulûhiyete remiz var ve بِسْمِ deki ب nin takdimi, قُلْ ün Besmelenin âhirinde mukadder olması hasr ve yalnız mânâsını ifâde ettiğinden tevhide işâret ediyor. Yani, yalnız O’nun ismiyle başla.. ve meded al. Ve “Rahmân” isminde adâletin nizâmına ve rahmetin cilvelerine işâret var. Çünkü; muhtelif, karmakarışık mevcûdât, intizamı ile güzelleşmiş. Ve rahmetin cilvelerine mazhar olabilir. Ve “Rahîm”de haşre işâret var. Çünkü; mânâsında hem afvetmek, hem rahmet ve şefkat etmek ve bu fânî dünyada o dört mânâ hakikati ile umumî bir sûrette görünmediğinden elbette bir diyar-ı âharda o mânâlar tamamıyla tezâhür edebilir. Hem rahmet ve şefkatin hakikati, dirilmemek üzere ölmekle kàbil-i tevfik değildir. Demek “Rahîm”deki şefkat, parmağını Cennete uzatmış gösteriyor.

Şimdi ﴾  اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.. مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  ﴿ e bakınız!

﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ﴿ da Ulûhiyetin zâhir işârâtı var. Çünkü, bütün hamd Allah’a mahsûstur. Ulûhiyeti gösterdiği gibi, tevhidi de gösteriyor.

Evet, لِلّٰهِ deki “lâm”, ilm-i sarfça bir mânâsı ihtisas ve istihkaktır. اَلْحَمْدُ deki “elif, lâm” bir mânâsı istiğraktır. Demek bütün hamdler Allah’a mahsûstur. Demek tevhidi, kat'î ifâde ediyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.