İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 123 / 218
123

hizmetlerinden dolayı minnetdârdır” diye milletvekillerince dahi hizmeti takdir edilen.. ve serâpâ bütün Risale-i Nur eczâları herbir nüshası, binler kelime ve cümleleriyle O zâtın mâhiyetine, hizmetine, yirmibeş yıllık fa'âliyetine ve neşriyatının küllî faydalarına şehâdet ve işâret ettikleri bir zât.. Evet, işte o acz ve fakr dersini kendisine meslek edinen ve talebelerine ders veren bir zât; hakikat-i hâlde yukarıda bir derece arzettiğimiz o küllî hizmetlerinin neticesinde talebelerinin ve bütün ehl-i îmânın en büyük medh u senâlarına, hürmet ve muhabbetlerine en lâyık, en elyak ve kabûl etmesi hakkı iken, bil'akis o azîz zât, kendisini ziyarete gelenlere ve Risale-i Nur eserlerini okuyup o eserleri ilim ve îmân hakikatleri dersinde, asrın bütün ilim ve isbâtları üstünde görerek hayran kalanların en samîmî hürmet ve senâlarından mütemâdiyen kaçınmış ve müteaddid mektûblarında: “Ben de sizin bu ders-i Kur'âniyede bir ders arkadaşınızım... Ben en ziyâde muhtaç ve fakir olduğumdan bu kudsî hakikatler en evvel bana ihsân edilmiştir... Ben makam sâhibi değilim. Ben kendimi beğenmiyorum. Beni beğenenleri de beğenmiyorum... Kardeşlerim, sizi bütün bütün kaçırmamak için nefsimin gizli çok kusurlarını söylemiyorum” diye kendisine yapılan medihleri ve hürmetleri reddetmiş. Ve gaye-i hayatını yalnız hakàik-ı îmâniyenin neşrine hizmet bilmiş. Dünyevî bütün menfaatleri o hizmeti uğrunda fedâ etmiş.

Ve işte bütün hayatı bilâ istisna bu ferâğate ve bu hakikate şehâdet eden bir zâta, en haksızların dahi yapamayacakları bir isnâdı bu ehl-i vukûf isimli kimseler yapmışlar. Hattâ “Leyle-i Kadirde İhtar Edilen Bir Mes'ele-i Mühimme” diye Rehberdeki çok mühim bir hakikate nazar etmeyerek bu ihtar kelimesinden de şahsî nüfûz te'min ettiğine bir delil göstermişler. Hâlbuki, bu ihtar kelimesi o yüksek hakikatlerin ehemmiyetine öyle bir şümûlü var ki, ancak o hakikati okumak lâzımdır. İşte o parça ikinci harb-i umumînin sonunda nev'-i beşerin dehşetli zulümleri ve tahribâtları neticesindeki dehşetli me'yûsiyetleriyle dehşetli vicdân azablarını ve dünya hayatının bütün bütün fânî ve muvakkat olması ve medeniyet fantaziyelerinin uyutucu ve aldatıcı olduğunun umuma görünmesiyle, fıtrat-ı beşeriyedeki yüksek isti'dâdâtın dehşetli yaralanmasını ve Kur'ânın elmas kılıncı altında gaflet ve dalâletin parçalandığını ve bu sebeble dünya hayatının geçici ve muvakkat olmasından beşeriyet, hayat-ı bâkiyeyi arayacağını ve ebedî hayatı ve dâimî saâdeti ancak Kur'ânın müjde verdiğini isbât ile pek parlak izâhtan sonra diyor:

“Elbette nev'-i beşer bütün bütün aklını kaybetmezse, maddî veya manevî bir kıyâmet başlarına kopmazsa, İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere’nin Kur'ânı kabûl etmeğe çalışan meşhûr hatîbleri ve Amerika’nın din-i hakkı arayan ehemmiyetli cem'iyeti gibi rû-yi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.