Risale-i Nur dersini izâh ederken diyor: En büyük dersimiz, acz, fakr, şefkat ve tefekkürdür.
Hakikat-i hâlde O azîz zât, büyük ve küllî hizmetleriyle, en câniyâne işkencelere sabır ve tahammül ederek, mücâhede-i maneviyesinde devam edip küfür ve dalâletin bîamân hücumlarını, maddiyûn ve tabîiyyûnun küfrî mesleklerini Kur'ân-ı Hakîmin hakàik-ı îmâniyesinden aldığı Nur hakikatleriyle parçalayarak ve o Nurun 130 risalesinin yüzbinler nüshalarını, îmânî dersleriyle ona minnetdâr kalan yüzbinler müştâk talebeleriyle her tarafa neşreden.. dinsizliğin, bilhassa komünistliğin bu vatandaki hücumuna mâni olan îmân hakikatlerini en kat'î delil ve bürhânlarla isbât ederek küfür ve dalâletin bâtıl mesleklerini Kur'ânın elmas kılıncı hükmündeki îmân-ı Billâh ve vahdâniyet-i İlâhiye hüccetleriyle parça parça eden.. ve o nur eserleri şimdi Âlem-i İslâmın büyük merkezlerinde kemâl-i takdir ve istihsânla neşredilen.. ve geçen sene Türkiye’yi ziyarete gelen Pakistanlı bir vekil, kırk-elli üniversite talebesine:
“Kardeşlerim, ben Âlem-i İslâmda aradığımı Türkiye’de buldum. Bediüzzaman yalnız sizin değil, o bütün Âlem-i İslâmındır. Ve yakın bir zamanda bütün İslâm Âlemi onu anlayacaktır. Siz bu Nur eserlerine dikkatle bakın. Ben bunu doksan milyon İslâmlar içinde neşredeceğim. Benim Âlem-i İslâm hakkında pekçok endişelerim ve Üstada pekçok soracaklarım vardı. Bir saat kadar yanında yalnız Onu dinlemekle bütün endişelerim zâil olup, bütün suâllerime cevab aldıktan sonra şimdi Pakistan’a Âlem-i İslâmın mukadderâtı hakkında büyük müjdelerle gidiyorum.
Ben Türk ve İslâm tarihini tedkik ettim. Evet çok kahramanlar, çok İslâm fedâileri ve çok vatan-perverler gelmişler. Hepsi büyük fedâkârlık ve kahramanlıkla millete, vatana hizmet etmişler. Fakat o hizmetlerinin neticesinde lâyık oldukları mükâfât onlara verilmiş. Herbirisi birer mükâfâta mazhar olmuşlar. Fakat bugün Üstad, yirmi küsûr seneden beri bu milletin saâdet-i dünyeviyesi ve uhreviyesi için ta'rife imkân olmayan zulüm ve işkenceler içerisinde işte bu eserleri te'lif ve neşrederek bu millet içerisinde din aleyhindeki cereyanların intişarına mâni olan Bediüzzaman’ın evinde bugün bir lambası bile yok. İşte o herşeyi terkederek yalnız ve yalnız dine hizmet için çalışmıştır. Elbette Âlem-i İslâm yakında böyle bir zâtı eserleriyle tanıyacaktır” diye Ali Ekber Şah gibi bir İslâm Âlimi ve Mütefekkirinin takdir ve tahsinine mazhar olan.. ve şimdi Demokrat milletvekillerinden bazıları: “Bediüzzaman’ın Nur Risalelerini okuyan, ders alan ve o eserleri neşreden Nur talebeleri bu hizmetleriyle bu memlekette komünistliğin yayılmasına sed oldular. Mâdem hükûmetimiz komünizmin aleyhindedir. Öyle ise, Nurculara o
