İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 103 / 218
103

görecek ve yakın uzak herşeyi işitecek ve her şîveyi ve her harfin tarzını tam bilecek ve çok işleri beraber, şaşırmadan görecek bir kudret-i mutlaka ve irâde-i tâmmeye mâlik olacak. Bu ise hava zerreleri adedince muhâl olmasından, elbette ve elbette şübhesiz ve kat'î bir zarûretle o zerrelerin herbiri, Sâni'-i Hakîmi bütün sıfâtıyla gösterip şehâdet eder. Âdeta küçük bir mikyâsta âlemin büyük şehâdeti kadar şehâdetleri vardır.

Demek zerrât-ı havâiye adedince salavâtları ifâde eden –Mi'râc-ı Ahmedî’de Aleyhissalâtü Vesselâm– اَلصَّلَوَاتُ لِلّٰهِ denilmiştir.

Sonra اَلطَّيِّبَاتُ kelime-i tayyibe söylendiği vakit, birden “nar” ile “nur” unsuru yani, harâretli ve harâretsiz maddî ve manevî nur unsuru bir küllî dil olarak hadsiz ve nihâyetsiz bir sûrette lisân-ı hâl ile hadsiz diller ile اَلطَّيِّبَاتُ لِلّٰهِ diyor. Yani: "Bütün güzel sözler, güzel mânâlar, hàrika güzel cemâller ve bütün kâinâtın yüzünde cemâlleri görünen ezelî esmâ-i hüsnânın cilveleri ve başta enbiyâlar, evliyâlar, asfiyâlar olarak bütün ehl-i îmânın îmânları ile kâinâtın ve mahlûkatın görünen güzellikleri ve ehl-i îmânın îmânlarından neş'et eden güzel sözler, hamdler, şükürler, tevhidler, tehliller, tesbihler, tekbirler ﴾ اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ ﴿ sırrı ile Arş-ı A'zam tarafına giden o kelimât-ı tayyibeleri ve dünyanın üç aded yüzünden gayet güzel olan esmâ-i İlâhiyeye âyinelik eden birinci yüzündeki hadsiz güzellikler, tayyibeler; ve dünyanın âhiret tarlası olan ikinci yüzündeki hadsiz hasenâtlar, hayırlar ve manevî meyveler ve güzellikler, tamamıyla ezel-ebed sultanı Kadîr-i Zülcelâl'e mahsûstur." diye, nar ve nur unsurunun bu küllî dili ile bu küllî ubûdiyeti, Ma'bûd-u Zülcelâl'e takdim etmek mânâsında olarak, Fahr-i Kâinât Aleyhissalâtü Vesselâm, umum mahlûkat hesabına اَلطَّيِّبَاتُ لِلّٰهِ demiş. Çünkü maddî ve manevî nur unsuru, mazhar oldukları vazifelerinin umumu hem beraber, hem ayrı ayrı Zât-ı Vâcibü'l-Vücûda işâret ve şehâdet ettikleri milyarlar nümûneleri var.

Evet, nur ve nar unsuru toprak, hava ve mâ unsurları gibi gayet kat'î ve bedîhî ve zarûrî bir sûrette o nümûnelerle gösteriyor ki: Bütün esbâb yalnız bir perdedir. Bütün icâdlar ve te'sirler, Zât-ı Kadîr-i Zülcelâl’indir. Çünkü, nur, aynen vücûd ve hayat gibi, kudret-i İlâhiyenin perdesiz bizzat mübâşeretine lâyık olmasından, esbâb-ı zâhirî hiçbir cihette perde olmadığından, vâhidiyet içinde ehadiyeti gösterir. Gayet cüz'î ve küçük bir vazifede, küllî ve geniş bir delil-i ehadiyete işâret eder ki; Hüve Nüktesi hâşiyeleriyle bunu gayet kısaca isbât ediyor. İşte milyarlar nümûnelerinden iki küçük nümûnesinden:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.