İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 21 / 231
21

emrediyor: “Çık hutbe oku!” Ebû Bekiri's-Sıddık koşarak minberin en yukarı basamağına kadar çıkar, hutbe okur. Hutbe içinde cemâate der ki: “Bu söylediğim hakikatlerin izâhatı ‘Yirmidokuzuncu Söz’dedir...”

İkincisi: Risale-i Nurun şâkirdlerinden Osman Nuri diyor ki: “Rüyamda, Şemâil-i Şerîfe muvâfık, gayet nurânî bir sûrette Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı oturduğu yere dayanmış bir vaziyette gördüm. Bu ânda bir sadâ geldi ki, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bir yâveri geliyor. Kapılar birdenbire kendi kendine açıldı. Risale-i Nur nâşirlerinin Üstadı olan zât içeriye girdi. Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, Üstadımıza şefkatkârâne bir iltifat göstererek, dayandığı vaziyetten doğruldu. Ben de ağlayarak uyandım.”

Üçüncüsü: Risale-i Nur şâkirdlerine köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendidir. Rüyada ona diyorlar ki: “Senin o köşküne Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm gelmiş.” O da koşarak gidip, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı çok nurânî ve sürûrlu bir hâlde bulup ziyaret etmiş.

Dördüncüsü: Risale-i Nur şâkirdlerinden Nazmi’dir. Rüyasında ona diyorlar ki: “Risale-i Nur şâkirdleri îmânsız ölmezler, kabre îmânla girerler.”

Bu rüyalar Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm ile münâsebetdâr olmak cihetiyle, o rüyalar zamanında “Mu'cizât-ı Ahmediye Risalesi” münâsebetiyle latîf ve küçük bir-iki tevâfukun letâifini zikredeceğim. Şöyle ki:

Risale-i Nur eczâlarından birkaç vecihle kerâmeti görülen Mu'cizât-ı Ahmediyeye dair “Ondokuzuncu Mektûb”un tashihi zamanında, yedi Mu'cizât-ı Ahmediyeye (A.S.M.) mazhar yedi çocuğun bahsine geldiği vakitte Meliha isminde yedi yaşındaki kızım, umulmadık bir vakitte hânemden çıkıp Üstadımın oturduğu köşke geldi, o yedi çocuk bahsini masûmâne çocukçasına dinlemeye başladı. Çay içmesini çok sevdiği hâlde, kendine verildi, çocukların bahsi bitinceye kadar içmedi.

O saatten on dakika evvel, hem “Ondokuzuncu Mektûb”, hem “Mi'râc Risalesi” ayrı ayrı tashih ediliyordu. “Ondokuzuncu Mektûb”un yüz elli sahifesi içinde bir tek sahifede kuru direğin ağlamasından bahis var. “Mi'râc Risalesi”nde altıyüz satırdan bir tek satır ondan bahseder. Muhtelif tarzlarda, muhtelif vakitte, muhtelif adamlar, muhtelif kitaplarda birden bir tek sözü söylediklerini ben işittim. O da, kuru direğin ağlaması idi. Herbiri iki kişiden ibaret iki kısım tashihçiler, aynı kelime üstündedirler, o kelimeyi söylüyorlardı. Ben hayret ile dedim: “İki taraf da bir kelimeyi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.