İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 180 / 231
180

Kastamonu’dan Mehmed Feyzi ve Sâdık ve Emin ve Hilmi ve İnebolu’dan Ahmed Nazîf, Denizli Hapishânesine sevkedildiklerinde şu ma'lûmâtı verdiler:

“Zelzele tam gece saat sekizde başladı. Bütün arkadaşlar, ‘Lâ ilâhe İllallâh’ zikrine devam ediyorduk. Zelzele bütün şiddetiyle devam etmekte idi. O sırada hâtırımıza geldi: Risalei'n-Nuru aşkla ve bir sâik ile üç-beş defa şefâatçi ederek Cenâb-ı Hak’tan halâs istedik. Elhamdülillâh, derhâl sâkin oldu.

Kastamonu’da ise, o gece kaleden kopan çok büyük bir taş, aşağıya yuvarlanarak bir hâneyi ezmiş, birçok hânelerde yarıklar, çıkıklıklar olmuş, birkaç ev çökmüş, hükûmet binası yarılmış, daha bunun gibi hasârât ve zâyiât olmuş. Fakat zelzele her gün olmak sûretiyle bir müddet devam etmiş. Tosya’da bin beşyüz ev harâb olmuş, ölü ve yaralı mikdarı çok fazla imiş. Kargı ve Osmancık tamamen, Lâdik ve sâir mahallerde zâyiât fazla mikdarda imiş. İnebolu’da bir minârenin alemi eğrilmiş, ufak tefek çatlaklıklar olmuş, hasârât ve zâyiât olmamış.”

Ahmed Nazîf, Emin, Sâdık, Mehmed Feyzi

Üçüncü olan bu hareket-i arzdan sonra, yine Risalei'n-Nura ve talebelerine ve müellifine hücum eden ehl-i garazın sözünü dinleyen adliye, aynı tarzda bizi sıkmakta devam ediyordu. Zındıka tarafdârları, mübârek Üstadımızın ihbarları olan ve Risale-i Nurun büyük kerâmetlerinden olup zelzeleler eliyle gelen beliyelere ehemmiyet vermek istemiyorlardı. Risalei'n-Nurun İlâhî ve Kur'ânî hakikatlerine karşı cebhe alan bu zümrenin başına bir dördüncü tokat daha geldi.

Garîbi şu ki, biz Şubatın üçüncü günü mahkemeye çağrılmıştık. Izdırâb ve elemleri içinde yüreklerimizi ağlatan hastalıklı hâliyle kendisinden sorulan suâllere cevab vermek için altmışbeş kadar talebesinin önünde ayağa kalkan mübârek Üstadımızın cevabları arasında “O zındıkların dünyaları başlarını yesin ve yiyecek!” kelimeleri, tekrar tekrar hey'et-i hâkimenin yüzlerine karşı ağzından dökülüyordu. Birkaç defa mahkemeye gidip geldikten sonra, 7 Şubat 1944 tarihli, İstanbul’da münteşir “Hemşehri” ismindeki bir gazete elime geçti. Gazete okumaya ve radyo dinlemeye hevesli olmamaklığımla beraber, “Yirminci asrın medenîleriyiz!” diyerek bugünkü terakkiyât-ı beşeriyeyi kendilerinden bilen, Allah’ı unutan, âhirete inanmayan insanların başlarına Cenâb-ı Hakk’ın, motorlu vâsıtalar eliyle nasıl ateşler yağdırdığını, o münkirlerin dünkü Cennet hayatlarını bugünkü Cehennemî hâlât içinde nasıl geçmekte olduğunu bilmek ve Risalei'n-Nurun bereketiyle Anadolu’yu bu dehşetli ateş yağmurundan nasıl

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.