İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 15 / 231
15

Sonra Üstadımın tarihçe-i hayatını düşündüm, baktım; dört mühim noktada tevâfuk ediyorlar:

Birincisi: Hazret-i Mevlâna, binyüz doksanüçte dünyaya gelmiş. Üstadım ise, arabî bin ikiyüz doksanüçte, tam Mevlâna Hâlid’in yüz senesi hitâm bulduktan sonra dünyaya gelmiş.

İkincisi: Hazret-i Mevlâna’nın (K.S.) tecdîd-i din mücâhedesine başlangıcı ve mukaddimesi: Hindistan’ın pâyitahtına bin ikiyüz yirmidörtte girmiş. Üstad ise aynen yüz sene sonra bin üçyüz yirmidörtte Osmanlı saltanatının pâyitahtına girmiş, mücâhede-i maneviyesine hazırlanmış.

Üçüncüsü: Ehl-i siyaset, Hazret-i Mevlâna’nın fevkalâde şöhretinden tevehhüm ederek diyar-ı Şam’a naklettirilmesi bin ikiyüz otuzsekizde vâki olmuştur. Üstad ise, aynen yüz sene sonra bin üçyüz otuzsekizde Ankara’ya gidip, onlarla uyuşamayıp, onları reddederek, küserek tekrar Van’a gidip bir dağda inziva ederken, bin üçyüz otuzsekiz senesini müteâkib Şeyh Said hâdisesinin vukû'u münâsebetiyle ehl-i siyasetin vehmine dokunmuş, ondan korkarak Burdur ve Ιsparta, Kastamonu, Afyon vilâyetlerinde sekizer sene, yirmibeş sene, ikamet ettirilmiş.

Dördüncüsü: Hazret-i Mevlâna, yaşı yirmiye bâliğ olmadan evvel allâme-i zaman hükmünde fuhûl-i ulemânın üstünde görünmüş, ders okutmuş. Üstad ise, tarihçe-i hayatını görenlere ve bilenlere ma'lûmdur ki: Ondört yaşında icâzet alıp a'lem-i ulemâ-i zamana karşı muârazaya girişmiş. Ondört yaşında iken, icâzet almağa yakın talebeleri tedrîs etmiştir.

Hem Hazret-i Mevlâna, neslen Osmanlı olduğu ve Sünnet-i Seniyeye bütün kuvvetiyle çalıştığı gibi, Üstadım, Kur'ân-ı Hakîme hizmet noktasında, meşreben Hazret-i Osman-ı Zinnûreyn’in arkasında gidip Hazret-i Mevlâna (K.S.) gibi, Risale-i Nur eczâlarıyla bütün kuvvetiyle Sünnet-i Seniyenin ihyâsına çalıştı.

İşte bu dört noktadaki tevâfukât, tam yüz sene fâsıla ile, Risale-i Nurun takviye-i din hususundaki te'sirâtı, Hazret-i Mevlâna’nın (K.S.) Tarîk-ı Nakşiye vâsıtasıyla hizmeti gibi azîm görünüyor. (Hâşiye) [^3] Üstadım, kendine ait medh ü senâyı kabûl etmiyor, fakat Risale-i Nur Kur'âna ait olup medh ü senâ Kur'ânın esrârına aittir.

[^3]:(Hâşiye) Hazret-i Mevlâna (K.S.), milyonlar etbâ'larının ittifakıyla müceddiddir ve baştaki Hadîs-i şerîfin bir mâsadakıdır. Ve mâdem tam yüz sene sonra dört mühim cihet-le tevâf ukla beraber, Risale-i Nur aynı vazifeyi görüyor. Demek nass-ı Hadîs ile, Risale-i Nur eczâları, tecdîd ve takviye-i din vazifesini görüyorlar.

Yalnız Üstadımla Hazret-i Mevlâna’nın birkaç farkı var.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.