İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 134 / 231
134

kerâmetkârâne bahsettiği fitne-i âhirzaman içindeki şâkirdlerini görüp, o zamanın şakìlerinin şerrinden muhâfaza edildiği ve burada münâcâtında dahi o kasidenin meâline bakıyor.

Şu fıkra-i Gavsiyede bir îmâ var. Buradaki “Said” lafzında, meşhûr kasidesindeki تَعِيشُ سَعِيدًا kelimesine hafî bir işâret olduğu gibi; ذُو الْهَلاَكِ هُوَ الشَّقِىُّ الْمُبَعَّدُ fıkrasıyla, kendisinden sonra vukû' bulan ve ulûm-u İslâmiyeyi mahvetmek niyetiyle kütübhâneleri Dicle ve Fırat nehrine atan Hülâgu felâketini haber vermekle beraber; Hülâgu gibi ulûm-u İslâmiyeye perde çeken şakìleri dahi, mezkûr âyete istinâden haber veriyor.

Evet, فَالْوَاصِلُ اِلَى سَاحِلِ السَّلاَمَةِ fıkrasıyla Hizbü'l-Kur'ân’a işâret ettiği gibi ذُو الْهَلاَكِ هُوَ الشَّقِىُّ الْمُبَعَّدُ وَالْمُعَذَّبُ fıkrasıyla ulûm-u İslâmiyeyi imha niyetiyle Hülâgu ve vüzerâsı gibi davranan bazı ma'lûm insanların isimleri İlm-i Cifirce dahi mezkûr âyetin işâretine istinâden tam tevâfuk ediyor, gösteriyor.

Ma'lûmdur ki tevâfuk, İlm-i Cifrin anahtarlarından mühim bir anahtardır.

Eğer bir tevâfuk ise, delâlet denilmez; fakat hafî bir îmâ olur.

Eğer, iki cihet ile aynı mes'eleyi tevâfuk gelse, îmâdan remiz derecesine çıkar.

Eğer, iki-üç cihetle aynı mes'eleye gelse işâret olur.

Eğer, meânî-i elfâz işârât-ı harfiyeye münâsib gelse ve işâretle bahsedilen insanların ahvâli o mânâya mutâbık ve muvâfık olsa, o işâret o vakit delâlet derecesine çıkar.

Eğer altı-yedi vecihle tevâfukla beraber mânâ-yı kelimât, işâret-i harfiyeye muvâfık gelse ve muktezâ-yı hâle de mutâbık olsa o delâlet o vakit sarâhat derecesine çıkar. İşte bu düstura binâen, Şeyh-i Geylânî o meşhûr kasidesinde sarâhat derecesinde Hizbü'l-Kur'ân’dan bahsettiği gibi; وِرْدُ الْعِشَاءِ münâcâtında dahi mezkûr âyete istinâden Hizbü'l-Kur'ân’ın bir hàdimini tasrîhen ve arkadaşlarını da işâret derecesinde haber veriyor.

Gavs-ı A'zamın istikbâlden haber verdiği nev'inden, meşhûr Şeyhülislâm Ahmed Câmî dahi İmâm-ı Rabbânî (R.A.) olan Ahmed-i Fârukî’den haber verdiği gibi, Celâleddin-i Rûmî Nakşibendîlerden haber vermiş. Daha bu nev'iden çok evliyâlar, vâkıa mutâbık haber vermişler; fakat onların bir kısmı sarâhate yakın haber vermişler. Diğer bir kısmı haberleri

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.