ونحن على جناح السفر من طريق الحشر الى السعادة الأبدية، ونشتغل الآن بتدارك تلك السعادة وتنمية الاستعدادات التى هى رأس مالنا، وأنا سيّدهم وخطيبهم. فها دونكم منشورى! وهو كلام ذلك السلطان الازلى يتلألأ عليه سكّة الإعجاز) - والمجيب عن هذه الأسئلة الجواب الصواب ليس إلا القرآن ذلك الكتاب.- كان(١) هذه الأربعة عناصره الأساسية.
________________
(١) جواب لما كان.
TERCÜMESİNİN BİR HÜLÂSASI
İnsanı halk edip Kur'ânı ona ta'lim eden Zât-ı Zülcelâl’in Rahmân ismiyle tecelli-yi kübrâsına, rahmetin tecelliyâtı adedince ona hamd ü senâ ederek ve Seyyidü'l-Beşer Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ı Rahmeten li'l-âlemîn gönderdiği o Resûl-i Ekremine Risaletin semereleri adedince Ona, âl ve ashâbına salât ü selâm ve hadsiz şükrediyoruz ki: Onun mu'cize-i kübrâsı ve hakàik-ı kâinâtın remizleri ve işâretleri ile tamamıyla cem'edilen Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân asırların geçmesi ile dâim, bâkî ve nev'-i beşere mürşid, tâ kıyâmete kadar bekà vermiş. Ve o Resûl-i Ekremi onlara Üstad-ı A'zam eylemiş.
Emmâ ba'dü biliniz ki: Evvelâ bu yazacağımız işârât ve nüktelerdeki maksadımız Kur'ânın nazmındaki bir kısım remizlerinin tefsiridir. Çünkü, yedi nev'i i'câzın en incesi, fakat kuvvetli ve lafzî fakat hakikatli i'câz, Kur'ânın nazmından tecellî ediyor. Evet, parlak i'câz elbette nazmın nakşından çıkıyor.
Sâniyen: Kur'ânda esâs maksadları ve anâsır-ı asliyesi dört hakikattir:
Tevhid, Nübüvvet, Haşir ve Adâlet’tir. Çünkü: Vaktâ kâinât sahrâsında Benî Âdem bir acîb ve büyük bir kafile ve sâir tâifeler beraber birbiri arkasında asırlar üstünde geçmiş zamanın derelerinden, şehir ve meşherlerinden sefer edip vücûd ve hayat sahrâsında yürüyüşüyle istikbâlin yüksek dağlarına azîmetle oradaki bağlarına gözleri müteveccih olmak cihetiyle hilâfet-i zemine mazhariyet noktasında ve sâir zîhayata tasarrufâtı cihetinde rû-yi zeminde ekser eşyanın nev'-i beşerle münâsebâtı iktizasıyla heyecana gelmesinden kâinât dahi onlara yüzlerini çevirip nev'-i beşerle
