İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 65 / 218
65

işâretiyle; hem bir zaman gelecek ki, değil onbeş sene belki bir sene de ulûm-u îmâniyeyi ders alacak medreseler ele geçmeyecek ve azalacak bir zamana bir nev'i işâret-i gaybiye gibi mânâlar hâtıra geliyor.

İkinci Nümûne: O eski zamanda, Said’in o çocukluk zamanında büyük âlimlerle münâzarasını ve o âlimlerin suâllerine cevab vermesini; hattâ kendisi hiç suâl etmeden âlimlerin en müşkül suâllerine doğru cevab vermesini, ben kat'iyyen itiraf ediyorum ve i'tikàd ediyorum ki: O hâl ne hàrika zekâvetimden ve ne de acîb isti'dâdımdan neş'et etmiş değildir. Ben de bîçâre, mübtedî, sersem, gürültücü bir çocuk iken; hiç böyle, değil büyük âlimlere cevab vermek; belki küçük hocalara, hattâ küçük talebelere de mağlûb olur bir hâlde iken doğru cevab vermekliğim, kat'iyyen isti'dâdımdan ve zekâvetimden gelmemiş olduğuna kanâat-ı kat'iyyem var. Yetmiş senedir de hayret ediyordum.

Şimdi ihsân-ı İlâhî ile bir hikmetini anladım ki: Çekirdek gibi, medrese ilimlerine bir ağaç ihsân edilecek ve o ağacın hizmetinde bulunana karşı pek çok rakìbleri ve muârızları bulunacak.

İşte bu zamanda İslâmlar içinde muhtelif meşrebler ve meslekler sâhibleri birbirisini tenkid etmek ve eserine mukâbil eserler neşretmek; Mu'tezile ve Ehl-i Sünnet gibi birbirini kırmak âdetiyle bu zamanda o Nur ağacının hizmetkârının başına vuracak ve rekabet veya meşreb muhâlefetiyle en te'sirlisi ve en müdhişi medrese hocaları olmak lâzım gelirken, Cenâb-ı Hakk’a yüz bin şükür olsun ki eskiden beri devam etmekte olan o âdete muhâlif olarak, Risale-i Nur en ziyâde ulemânın damarlarına dokundurduğu hâlde hocaların Nurlara karşı tenkidkârâne eserler yazamadıklarının sebebi; o zamanda o çocuk Said’in ulemânın suâllerine karşı doğru cevab vermesi, ulemânın cesâretini kırmış ki, hiçbir yerde kıskanç hocalardan, hem meşrebce Said’e çok muhâlif oldukları hâlde Nur Risalelerine karşı mukâbil çıkmamaları, bu hâlin bir hikmeti olduğuna kanâatim gelmiş.

Yoksa böyle acîb bir zamanda ehl-i medresenin i'tirâzı başlasaydı, dinsizlik tarafdârları olan gizli düşmanlarımız hem Nurları, hem ulemâyı çürütmek için ehemmiyetli bir vesile yapacaklardı. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükrolsun ki, en ziyâde Nurların dokunduğu resmî ulemâ, aleyhinde bulunamadılar.

Üçüncü Nümûne: Eski Said’in çocukluk zamanından beri hem kendisi, hem babası fakir oldukları hâlde, başkalarının sadaka ve hediyelerini almadığının ve alamadığının ve şiddetli muhtaç olduğu hâlde hediyeleri mukâbilsiz kabûl etmediğinin ve Kürdistan âdeti talebelerin ta'yinâtı ahâlinin evlerinden verildiği ve zekâtla masrafları yapıldığı hâlde,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.