İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 216 / 218
216

Kur'ân-ı Hakîmin bu dersidir ki; o hücuma karşı sed çekmiş, bu sûretle o tehlikeye karşı çare bulmuştur.

Demek bir Müslüman mümkün değil, başka bir dine girip, ya Hıristiyan ve Yahudî, hususan bolşevik gibi olmak... Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. Bir mûsevî, Müslüman olsa, Mûsa Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. Fakat bir Müslüman, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın zincirinden çıksa, dinini bıraksa, daha hiçbir dine girmez, anarşist olur; rûhunda kemâlâta medâr hiçbir hâlet kalmaz. Vicdânı tefessüh eder, hayat-ı ictimâiyeye bir zehir olur.

Onun için Cenâb-ı Hakk’a şükür Kur'ân-ı Hakîmin işârât-ı gaybiyesi ile kahraman Türk ve Arab milletleri içinde lisân-ı Türkî ve Arabî ile bu asrı kurtaracak bir mu'cize-i Kur'âniyenin Risale-i Nur nâmıyla bir dersi intişara başlamış. Ve onaltı sene evvel altıyüz bin adamın îmânını kurtardığı gibi, şimdi milyonlardan geçtiği sâbit olmuş.

Demek Risale-i Nur; beşeri anarşistlikten kurtarmağa bir derece vesile olduğu gibi, İslâmın iki kahraman kardeşi olan Türk ve Arabı birleştirmeğe, bu Kur'ânın kanun-u esâsîlerini neşretmeğe vesile olduğunu düşmanlar da tasdik ediyorlar.

Mâdem bu zamanda küfr-ü mutlak Kur'âna karşı çıkıyor. Küfr-ü mutlakta Cehennemden ziyâde dünyada da daha büyük bir Cehennem var. Çünkü, ölüm mâdem öldürülmüyor. Her gün beşerde otuzbin cenaze ölümün devamına şehâdet ediyor. Bu ölüm küfr-ü mutlaka düşenlere, yâhut tarafdâr olanlara; hem şahsın i'dâm-ı ebedîsi ve bütün geçmiş, gelecek akrabalarının da i'dâm-ı ebedîsi olarak düşündüğü için, Cehennemden on defa daha fazla dehşetli Cehennem azâbı çeker. Demek o Cehennem azâbını küfr-ü mutlakla kalbinde duyuyor. Çünkü; herbir insan akrabasının saâdetiyle mes'ûd, azâbıyla muazzeb olduğu gibi.. Allah’ı inkâr edenlerin i'tikàdlarınca bütün o saâdetleri mahvoluyor, yerine azablar geliyor. İşte bu zamanda, bu dünyada bu manevî Cehennemi insanların kalbinden izâle eden tek bir çaresi var: O da Kur'ân-ı Hakîmdir. Ve bu zamanın fehmine göre onun bir mu'cize-i maneviyesi olan Risale-i Nur eczâlarıdır.

Şimdi Allah’a şükrediyoruz ki, siyâsî partiler içinde bir parti, bir parça bunu hissetti ki; o eserlerin neşrine mâni olmadı; hakàik-ı îmâniyenin dünyada bir Cennet-i maneviyeyi ehl-i îmâna kazandırdığını isbât eden Risale-i Nura mümânaat etmedi, neşrine müsâadekâr davrandı; nâşirlerine de tazyîkattan vazgeçti.

Kardeşlerim! Hastalığım pek şiddetli; belki pek yakında öleceğim veyâhut bütün bütün konuşmaktan –bazen men'olduğum gibi– men'edileceğim. Onun için benim Nur âhiret kardeşlerim, “Ehvenü'ş-şer”

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.