“müstetbeâtü't-terâkib” ve “maârîzü'l-kelâm” denilen mânâ-yı zâhirînin tebaiyetiyle ve perdesinin arkasıyla müteaddid karînelerin kuvvetine göre işâret eder. Ve o acîb ve yüksek ve tevhidin hüccetü'l-kübrâsı; ve el-Âyetü'l-Kübrâ’nın bir alâmet-i kübrâsı ve bir tefsir-i a'zamı olan risaleye “Âyetü'l-Kübrâ” nâmı veriyor. Ve o nâmla hem menba'ı olan Âyetü'l-Kübrâ’nın azametini, hem bu Yedinci Şuâ olan vahdâniyetin ve tevhidin bürhân-ı a'zamının fevkalâde kuvvetini ilân eder, haber verir. Hazret-i İmâm-ı Ali’nin (R.A.) bu büyük iltifatına, bu risalenin liyâkatine her kimin bir şübhesi varsa, gelsin bir defa o risaleyi okusun. Eğer, evet lâyıktır demezse bana tuh! desin.
Evet Kur'ânın aleyhinde bin seneden beri müntakìmâne hazırlanan dinsizlerin i'tirâzlarını ve kâfir feylesofların terâküm edip şimdi yol bularak intişar eden şübhelerini ve Kur'ânın dehşetli darbelerinden intikam besleyen muannid Yahudîlerin ve mağrûr bir kısım Hıristiyanların hücumlarını def'edip mukàbele eden ve her asırda Kur'ânın pek çok kahramanları ve manevî kaleleri vardı. Şimdi ihtiyaç bir-iki’den, yüze çıkmış. Ve müdâfi'ler yüzden, iki-üçe inmiş.
Hem, hakàik-ı îmâniyeyi, ilm-i kelâmdan ve medreseden öğrenmek çok zamana muhtaç bulunduğundan bu zamanda o kapı dahi kapandı. Hem çabuk, hem herkes anlayacak bir tarzda en derin hakikatleri ta'lim eden Risale-i Nur, elbette İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh’ın bu iltifatına lâyıktır.
Hem İmâm-ı Ali (R.A.) onuncu mertebe-i ta'dâdında onuncu sûre olarak ve kıyâmet ve Leyle-i Berâta bakan وَبِسُورَةِ الدُّخَانِ فِيهَا سِرًّا قَدْ اُحْكِمَتْ deyip mânâ-yı işârîsiyle “Onuncu Söz” nâmında ve mertebesinde olan Haşir Risalesi’ne işâretle beraber, o risalenin fevkalâde ehemmiyetini ve gayet muhkem olduğunu ve o zamanın dumanlı karanlıklarını izâle eden bir Leyle-i Berâtın bir kandili hükmünde bulunmasına ve haşir ve kıyâmetin bir alâmeti olan duhàn, hem Leyle-i Berâtın senevî olarak hikmetli tefrik ve taksim-i umûr noktalarıyla ve başka karîneler ile îmâen ve remzen haber veriyor.
Evet Onuncu Söz, çok ehemmiyetli bir belâyı def'etti. Hürriyet-i efkâr serbestiyeti ve harb-i umumî sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münâfıklar, fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhâra başladıkları bir zamanda Onuncu Söz çıktı ve tab'edildi. Bin nüshası
