Hem, sâbık âyetlerde ise, Resâili'n-Nurun ikinci ismine tevâfukla işâret eden umum o âyetler, dehşetli asır olan Hülâgu ve Cengiz asrına dahi îmâ ederler. Hattâ o âyetlerin hem o asra, hem bu asra îmâları içindir ki, Hazret-i Ali (R.A.) Ercûze’sinde ve Gavs-ı A'zam (R.A.) Kasidesinde Resâili'n-Nura kerâmetkârâne işâret ettikleri vakit hem o asra, hem şu asra bakıp hiddetle işâret etmişler.
Üçüncüsü: ﴾ مِنَ الظُّلُمَاتِ ﴿ kelimesindeki ﴾ اَلظُّلُمَاتِ ﴿ ın adedi bin üçyüz yetmişiki ederek bu asrın zulümleri, zulmetleri ne vakte kadar devam edeceğini, o zulmetlerin içinde bir Nur dâima tenvire çalışacağını îmâ ile Risale-i Nurun tenvirine remzen bakar.
Dördüncüsü: ﴾ لِتُخْرِجَ النَّاسَ ﴿ cümlesi diyor ki: “Bin üçyüz kırkbeşte Kur'ândan gelen bir Nur ile insanlar karanlıklardan ışıklara çıkarılacak.” Bu meâl ise, bin üçyüz kırkbeşte fevkalâde tenvire başlayan Resâili'n-Nura tam tamına cifirce, hem meâlce muvâfık ve mutâbık olmakla Risale-i Nurun makbûliyetine îmâ, belki remzediyor.
Beşincisi: ﴾ الٓرٰ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ ﴿ deki ﴾ اِلَيْكَ ﴿ kelimesi Kur'âna hàs baktığı için haric kalmak üzere ﴾ الٓرٰ كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ ﴿ cümlesinin makamı Risaletü'n-Nurun birinci ismine tam tamına tevâfuk etmesi Risaletü'n-Nurun, Kitab-ı Münzel’in tam bir tefsiri ve mânâsı olduğunu ve ondan yabânî olmadığını remzen ifâde eder. Çünkü ﴾ الٓرٰ ﴿ üçyüz sekseniki, ﴾ كِتَابٌ ﴿ dörtyüz yirmiüç, ﴾ اَنْزَلْنَاهُ ﴿ yüz kırk dört, yekûnu dokuzyüz kırkdokuz; eğer tenvin nun sayılsa dokuzyüz doksandokuz ederek Risaletü'n-Nurun –eğer şeddeli ن bir ن sayılsa– adedi olan dokuzyüz kırksekize, eğer şeddeli ن , iki ن olsa, dokuzyüz doksansekize sırlı (yani vahiy olmadığını ifâde için) bir tek farkla tevâfuk edip ona îmâ eder.
Elhâsıl: Bu bir tek âyette mezkûr beş cümlenin münâsebet-i maneviyeyi gözeterek beş aded îmâları bir kuvvetli işâret, belki bir delâlet hükmüne geçebilir kanâati bana bunu yazdırdı. Hatâ etmişsem Kitab-ı Mübîn’i şefâatçi edip Erhamürrâhimîn’den kusurumun affını niyâz ederim.
﴿ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ﴾ ∗∗∗
