İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 7 / 231
7

hâfızların kalbinde kudsiyet ile bulunup, lisânlarıyla beşere ders veren ve hiçbir kitapta emsâli bulunmayan bir tarzda, beşer için hayat-ı bâkiyeyi ve saâdet-i ebediyeyi müjde verip, bütün beşerin yaralarını tedâvi eden Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın şiddetli, kuvvetli ve tekrarlı binler âyâtıyla, belki sarîhan ve işâreten onbinler defa da'vâ edip haber verip, sarsılmaz kat'î delillerle şübhe getirmez hadsiz hüccetlerle, hayat-ı bâkiyeyi kat'iyyetle müjde ve saâdet-i ebediyeyi ders vermesi; elbette nev'-i beşer, bütün bütün aklını kaybetmezse ve maddî ve manevî bir kıyâmet başlarında kopmazsa; İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere’nin Kur'ânın kabûlüne çalışan meşhûr hatîbleri ve din-i hakkı arayan Amerika’nın çok ehemmiyetli cem'iyeti gibi; rû-yi zeminin kıt'aları ve hükûmetleri Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün rûh u canlarıyla sarılacaklar. Çünkü bu hakikat noktasında, kat'iyyen Kur'ânın misli yoktur ve olmaz. Ve hiçbir şey bu mu'cize-i ekberin yerini tutamaz.

Sâniyen: Mâdem Risale-i Nur o mu'cize-i kübrânın elinde bir elmas kılınç hükmünde hizmetini göstermiş ve en muannid düşmanları teslîme mecbur etmiş. Hem kalbi, hem rûhu, hattâ hissiyatı tam tenvir edecek ve ilâçlarını verecek bir tarzda, hazine-i Kur'âniyenin dellâllığını yapan ve ondan başka me'haz ve merci'i olmayan bir mu'cize-i maneviyesi bulunan Risale-i Nur, o vazifeyi yapıyor. Ve aleyhinde dehşetli propagandalara ve gayet muannid zındıklara tam galebe çalmış ve dalâletin en sert ve kuvvetli kalesi olan tabiatı, “Tabiat Risalesi”yle parça parça etmiş ve gafletin en kalın ve boğucu ve geniş dâire-i âfâkında ve fennin en geniş perdelerinde “Asâ-yı Mûsa”daki Meyvenin Altıncı Mes'elesi ve Birinci, İkinci, Üçüncü ve Sekizinci Hüccetleriyle gayet parlak bir tarzda gafleti dağıtıp nur-u tevhidi göstermiş.

Elbette bizlere lâzım ve millete elzemdir ki: Şimdi resmen izin verilen din tedrîsatı için, hususî dershâneler açılmasına ve izin verilmesine binâen, Nur şâkirdleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük “Dershâne-i Nuriye” açmak lâzımdır. Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder. Fakat herkes herbir mes'elesini tam anlamaz. Hem îmân hakikatlerinin izâhı olduğu için, hem ilim (Hâşiye) [^1] , hem mârifet, hem ibâdettir.

[^1]: (Hâşiye) Şâyet biri biliyor taallüm etmeğe muhtaç değilse, ibâdete muhtaç veya mârifete müştâk veya huzur ister. Onun için herkese lüzumlu bir derstir.

Eski medreselerde beş-on seneye mukâbil, inşâallâh Nur Medreseleri beş-on haftada aynı neticeyi te'min edecek ve yirmi senedir ediyor. Ve hem hükûmet ve millet ve vatan, hem hayat-ı dünyeviyesine ve siyâsiyesine ve uhreviyesine pek çok faydası bulunan bu Kur'ân lemeâtlarına ve dellâlı

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.