İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 228 / 231
228

insanlığı tenvir ve irşad için İlâhî bir güneş hâlinde Arş-ı A'zamın pür-nur ufuklarından inen Kur'ân-ı Kerîm’den alan Nur neşriyatı, durgun gölleri andıran gönülleri deryâlar gibi coşturmuş, kasvet ve hicran yıllarının ümîd ve emellere vurduğu müdhiş zincirleri kırmıştır. O nur kaynağından fışkıran o serâpâ feyiz ve hikmetler saçan eserler; hislerin, fikirlerin ve bilhassa alevler içinde yanan rûh ve vicdânların ezelî ve ebedî ihtiyaçlarına cevab verdiği gibi; onları dalga dalga boğucu karanlıklar muhîtinden, tertemiz ve pırıl pırıl nur ufuklarına çıkarmıştır.

Yıllarca devam eden uzun bir sükût, derin bir gaflet ve boğucu bir zulmetten sonra İlâhî bir güneş hâlinde parlayan bu kudsî zafer, nur için yol aramakta olan perîşan beşeriyetin yakın bir gelecekte uyanacağını müjdelemektedir. Çünkü; din ihtiyacı sırf Müslümanların değil, bil'umum insanların ezelî ve ebedî ihtiyacıdır.

Bugün bedbaht insanlık, din ni'metinden mahrum olmanın sürekli hicran ve felâketlerini bağrı yanarak çekmektedir. Bu acıklı buhranın korkunç neticesidir ki, çeyrek asır zarfında iki büyük harbe girmiş ve üçüncüsünün de kapısını çalmak çılgınlığını göstermektedir.

Artık bütün insanları kardeş yaparak yemyeşil Cennetlerin nurlu ufuklarından esen refah ve saâdet, huzur ve âsâyiş rüzgârıyla dalgalanan âlem-şümûl bir bayrak altında toplayacak olan yegâne kuvvet, İslâmdır. Zîra beşeriyetin bugünkü hâli, tıpkı İslâmdan evvelki insan cem'iyetlerinin acıklı hâlidir. Bunun için insanlığı o günkü ebedî felâketten kurtaran İslâm, bugün de kurtarabilir...

Evet, milyonların, milyarların kalbinde asırlardan beri kanamakta olan o derin yarayı saracak yegâne müşfik el, İslâmdır. Her ne kadar ufuklarda zaman zaman bazı uydurma ışıklar görülüyorsa da.. müstakbel, bütün nur ve feyzini güneşlerden değil, bizzat Rabbü'l-Âlemîn’den alan ezelî ve ebedî “Yıldız”ındır. O yıldız, dünyalar durdukça duracak ve onu söndürmek isteyenleri yerden yere vuracaktır.

Cihan-kıymet Üstadım!

Ma'lûm u fâzılâneleridir ki; son günlerde mukaddes da'vâya hizmet eden bazı tenvir ve irşad hareketleri doğmuş, fakat maalesef hiçbirisi “Risale-i Nur” külliyatının gördüğü mühim işi görememiş ve ihrâz ettiği İlâhî zaferi kazanamamıştır. Zîra bu yol; peygamberlerin, velîlerin, âriflerin, sâlihlerin ve bilhassa canını cânâna seve seve fedâ eden ve sayısı milyonlara sığmayan kahraman şehîdlerin mukaddes yoludur. Artık bu çetin yolda yürümek isteyenler, her ân karşılarına dikilecek olan müdhiş mâniaları dâima göz önünde tutmaları lâzımdır. Evet, bu yolda yürüyecek

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.