İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 226 / 231
226

Risale-i Nur eczâları, bir semâ-yı maneviyenin güneşleri ve ayları ve yıldızlarıdır. Nasıl ki zâhiren, perde-i esbâb olan güneşten, kamerden ve kevâkibden bütün kâinât tenevvür ve tezeyyün ve bütün eşya neşv ü nemâ ve hayat buluyor.

İşte Risale-i Nur dahi bu asırda bütün âlem-i beşeriyete hayat-ı câvidân ve âdeme kâmil-i insan ve kulûbe neş'e-i îmân ve ukùle yakìn-i itmi'nân ve efkâra inkişaf ve nüfûsa teslîm-i rızâ ve can şuâlarını Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyândan alıp saçmaktadır. O semâ-i maneviyeyi bazen ve zâhiren bihasebi'l-hikmeti âfâkı bir bulut kütlesi kaplar. O celâlli semâdan öyle bir bârân-ı feyz ve rahmet takattur eder ki; sünbüllenmeye müstaîd tohumlar, çekirdekler, habbeler, o sıkıcı ve o dar âlemde gerçi biraz muzdarib olurlar, fakat tâ o sıkılmaktan üzerlerindeki kışırları çatlar ve yırtılır, o ânda bulutlar da ufuklara çekilip nöbetçi vaziyetinde beklemesi bir imtihan-ı Rabbânî ve bir inkişaf-ı feyzânî ve bir rahmet-i nurânîdir ki; evvelce bir habbe, bir çekirdek yeniden taze bir hayata atılır, iştiyakla ve neş'e-i inkişafla meyvedâr koca bir ağaç sûretini alır. Ve ﴾ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ ﴿ sırrına mazhar olurlar.

Evet, yirmi senedir devam eden şu mevsim-i şitâ inşâallâhu teâlâ nihâyet bulmuş ola, dünyaya yeni bir feyizli bir fasl-ı nevbahar gele ve âlemin yüzü Nur ile güle. Risalei'n-Nur Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın taht-ı tasarrufunda olduğundan, ona uzanan ve ilişmek isteyen her el kırılır ve her dil kurur.

Umum Nur Şâkirdleri nâmına

Halîl İbrahim

Medresetü'z-Zehrâ’nın erkânları nâmına biz de iştirâk ediyoruz.

Osman, Rüşdü, Re'fet, Husrev, Said, Hilmi,

Muhammed, Halîl İbrahim, Mehmed Nuri. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.