Hep işte o nurdan bu acâib koca âlem,
Halk oldu o nurdan yine Cennetle Cehennem.
Şek yok ki o nurdur okunan Hazret-i Kur'ân,
Ol nur-u ezel hem sebeb-i hilkat-i insan.
Herşeye odur mebde' ve asıl ve esâs hem,
Ondan görünür nev'-i beşer böyle mükerrem.
Bir zerre değil, bahr-i muhît o bahr-i münîrden,
Hem nasıl beşer hiç kalıyor hepsi de birden.
Şek yok ki cihan, katre-i nurundan o nurun,
Şek yok ki bu can, zerre-i nurundan o nurun.
Sönsün diye üflense, o deryâ gibi kaynar,
Söndürmeğe hem kimde aceb zerre mecâl var.
Söndürmeğe kalkmıştı asırlar dolu küffar,
Kahreyledi her hepsini ol Hazret-i Kahhâr.
Hep sönmüş asırlar, yanıyor sönmeden ol,
Tarihe sorun, kimdir o nur, hem kim imiş menfûr.
Alnında yanan Nur-u Muhammed’di Halîl’in,
Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm-i alîlin.
Görseydi Resûlün o güzel nurunu, Nemrud,
Yakmazdı o dem, nârını ol kâfir-i matrûd.
Bir sivrisinek öldürüyor o şah-ı cihanı (!)
Atmıştı Halîl’i ateşe çünkü o cânî.
Bir perde açıp söyledi Hak gizli kelâmdan,
Ol ateşe bahseyledi hem berd u selâmdan.
“Dostum ve Resûlüm yüce İbrahimi, ey nâr!
At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!”
