İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 186 / 231
186

Hep işte o nurdan bu acâib koca âlem,

Halk oldu o nurdan yine Cennetle Cehennem.

Şek yok ki o nurdur okunan Hazret-i Kur'ân,

Ol nur-u ezel hem sebeb-i hilkat-i insan.

Herşeye odur mebde' ve asıl ve esâs hem,

Ondan görünür nev'-i beşer böyle mükerrem.

Bir zerre değil, bahr-i muhît o bahr-i münîrden,

Hem nasıl beşer hiç kalıyor hepsi de birden.

Şek yok ki cihan, katre-i nurundan o nurun,

Şek yok ki bu can, zerre-i nurundan o nurun.

Sönsün diye üflense, o deryâ gibi kaynar,

Söndürmeğe hem kimde aceb zerre mecâl var.

Söndürmeğe kalkmıştı asırlar dolu küffar,

Kahreyledi her hepsini ol Hazret-i Kahhâr.

Hep sönmüş asırlar, yanıyor sönmeden ol,

Tarihe sorun, kimdir o nur, hem kim imiş menfûr.

Alnında yanan Nur-u Muhammed’di Halîl’in,

Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm-i alîlin.

Görseydi Resûlün o güzel nurunu, Nemrud,

Yakmazdı o dem, nârını ol kâfir-i matrûd.

Bir sivrisinek öldürüyor o şah-ı cihanı (!)

Atmıştı Halîl’i ateşe çünkü o cânî.

Bir perde açıp söyledi Hak gizli kelâmdan,

Ol ateşe bahseyledi hem berd u selâmdan.

“Dostum ve Resûlüm yüce İbrahimi, ey nâr!

At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!”

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.