İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 184 / 231
184

inkişafları olduğu gibi, îmânın o derece kesretli hakikatleri var ki, binbir esmâ-i İlâhiye ve sâir erkân-ı îmâniyenin kâinât hakikatleriyle alâkadar çok hakikatler var ki, “Bütün ilimlerin ve mârifetlerin ve kemâlât-ı insaniyenin en büyüğü îmândır ve îmân-ı tahkîkîden gelen tafsîlli ve bürhânlı mârifet-i kudsiyedir.” diye ehl-i hakikat ittifak etmişler.

Evet, îmân-ı taklidî, çabuk şübhelere mağlûb olur. Ondan çok kuvvetli ve çok geniş olan îmân-ı tahkîkîde pek çok merâtib var. O merâtiblerden ilmelyakìn mertebesi, çok bürhânlarının kuvvetleriyle binler şübhelere karşı dayanır. Hâlbuki taklidî îmân, bir şübheye karşı bazen mağlûb olur.

Hem îmân-ı tahkîkînin bir mertebesi de aynelyakìn derecesidir ki, pek çok mertebeleri var, belki esmâ-i İlâhiye adedince tezâhür dereceleri var, bütün kâinâtı bir Kur'ân gibi okuyabilecek derecesine gelir.

Hem bir mertebesi de hakkalyakìndir. Onun da çok mertebeleri var. Böyle îmânlı zâtlara şübehât orduları hücum da etse bir halt edemez. Ve ulemâ-i ilm-i kelâmın binler cild kitapları, akla ve mantığa istinâden te'lif edilip, yalnız o mârifet-i îmâniyenin bürhânlı ve aklî bir yolunu göstermişler. Ve ehl-i hakikatin yüzer kitapları keşfe, zevke istinâden o mârifet-i îmâniyeyi daha başka bir cihette izhâr etmişler. Fakat, Kur'ânın mu'cizekâr cadde-i kübrâsı, gösterdiği hakàik-ı îmâniye, o mârifet-i kudsiye; o ulemâ ve evliyânın pek çok fevkınde bir kuvvet ve yüksekliktedir.

İşte Risale-i Nur bu câmi' ve küllî ve yüksek mârifet caddesini tefsir edip, bin seneden beri Kur'ân aleyhine ve İslâmiyet ve insaniyet zararına ve adem âlemleri hesabına tahribâtçı küllî cereyanlara karşı Kur'ân ve îmân nâmına mukàbele ediyor, müdafaa ediyor. Elbette hadsiz tahşidâta ihtiyacı vardır ki, o hadsiz düşmanlara karşı dayanıp ehl-i îmânın îmânını muhâfazasına Kur'ân nuruyla vesile olsun. Hadîs-i şerîfte vardır ki: “Bir adam seninle îmâna gelmesi, sana sahrâ dolusu kırmızı koyunlardan daha hayırlıdır.” Bazen bir saat tefekkür, bir sene ibâdetten daha hayırlı olur. Hattâ Nakşîlerin hafî zikre verdiği büyük ehemmiyet, bu nev'i tefekküre yetişmek içindir. Umum kardeşlerime birer birer selâm ve duâ ediyoruz.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.