İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 148 / 231
148

Mustafa (onüç yaşında), Ahmed Zeki (onüç yaşında), Ali (oniki yaşında), Hâfız Ahmed (oniki yaşında). Bu yaşta daha çok çocuklar var, uzun olmasın diye yazılmadı.

İşte bu masûm çocukların Risaletü'n-Nurdan aldıkları derslerinin ve yazdıklarının bir kısmını bize göndermişler, biz de onların isimlerini bir cetvelde dercettik. Bunların bu zamanda bu ciddi çalışmaları gösteriyor ki: Risaletü'n-Nurda öyle manevî bir zevk ve câzibedâr bir nur var ki; mekteblerdeki çocukları okumağa şevkle sevketmek için icâd ettikleri her nev'i eğlence ve teşviklere galebe edecek bir lezzet, bir sürûr, bir şevk Risaletü'n-Nur veriyor ki, çocuklar böyle hareket ediyorlar. Hem bu hâl gösteriyor ki: Risaletü'n-Nur kökleşiyor, inşâallâh daha hiçbir şey onu koparamayacak, ensâl-i âtiyede devam edecek.

Aynen bu masûm küçük şâkirdler gibi Risaletü'n-Nurun câzibedâr dâiresine giren ümmî ihtiyarların dahi kırk-elli yaşından sonra Risaletü'n-Nurun hatırı için yazıya başlayıp yazdıkları kırk-elli parçayı iki-üç mecmua içinde dercettik. Bu ümmî ihtiyarların ve kısmen çoban ve efelerin bu zamanda bu acîb şerâit içinde herşeye tercihen Risale-i Nura bu sûretle çalışmaları gösteriyor ki: Bu zamanda Risaletü'n-Nura ekmekten ziyâde ihtiyaç var ki; harmancılar, çitfçiler, çobanlar, yörük efeleri, hâcât-ı zarûriyeden ziyâde Risalei'n-Nura çalışmaları, Risaletü'n-Nur’un hakkâniyetini gösteriyorlar.

Bu ciltte az, sâir altı cild-i âherde masûmların ve ihtiyar ümmîlerin yazılarının tashihinde çok zahmet çektim, vakit müsâade etmiyordu. Hâtırıma geldi ve ma'nen denildi ki: Sıkılma, bunların yazıları çabuk okunmadığından, acelecileri yavaş yavaş okumağa mecbur ettiğinden, Risale-i Nurun gıdâ ve taam hükmündeki hakikatlerinden hem akıl, hem kalb, hem rûh, hem nefis, hem his hisselerini alabilirler. Yoksa, yalnız akıl cüz'î bir hisse alır, ötekiler gıdâsız kalabilirler. Risale-i Nur, sâir ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki îmân-ı tahkîki ilimleri, başka ilimlere ve mârifetlere benzemez, akıldan başka çok letâif-i insaniyenin de kût ve nurlarıdır.

Elhâsıl: Masûmların ve ümmî ve ihtiyarların noksan yazılarında iki fâide var:

Birincisi: Teennî ve dikkatle okumağa mecbur etmektir.

İkincisi: O masûmâne ve hàlisâne samîmî ve tatlı dillerinden, derslerinden, Risale-i Nurun şirin ve derin mes'elelerini lezzetli bir hayretle dinlemek ve ders almaktır.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.