ona tesellî verip teşci' ediyor, ﴾ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ ﴿ sırrıyla muvaffakıyetine te'minât veriyor.
لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ ❀ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِالصَّوَابِ
فَيَا مُنْشِدًا نَظْمِى fıkrasında نَظْمِى kelimesi, makam-ı ebcedîsi bin olup, رِسَالَةُ النُّورِ iki farkla رَسَائِلُ كِتَابِ النُّورِ un -iki medde sayılmazsa ve şedde de lâm sayılsa- makam-ı ebcedîsi yine bindir. Demek فَيَا مُنْشِدًا نَظْمِى فَقُلْهُ وَلاَ تَخَفْ fıkrasının meâl-i gaybîsi şudur ki: يَا مُؤَلِّفَ رِسَالَةِ النُّورِ جَاهِدْ بِهَا فَقُلْ وَلاَ تَخَفْ yani: "Korkma, sözlerini söyle, neşrine çalış ." وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ
Amma فَقُلْهُ وَلاَ تَخَفْ fıkrasında şâyân-ı hayret bir tevâfuk var ki; İlm-i Cifir kaidesiyle makam-ı ebcedîsi bin üçyüz otuziki eder. Şu hâlde فَيَا مُنْشِدًا نَظْمِى فَقُلْهُ وَلاَ تَخَفْ meâl-i gaybîsi “Yâ Risaletü'n-Nur ve Sözler sâhibi! Bana bak, gâfil davranma! Bin üçyüz otuzikide mücâhedeye başla; Sözleri korkma yaz, söyle!” Filhakîka Said (R.A.) Hürriyetten sonra az bir zamanda mücâhedesinde tevakkuf etmiş ise, bin üçyüz otuzikide İşârâtü'l-İ'câz’ı te'lif ile beraber Eski Said’den sıyrılmak niyet edip Yeni Said sûretinde bütün kuvvetiyle mücâhede-i maneviyeye başlayıp, iki-üç sene sonra da Dâru'l-Hikmet-i İslâmiye’de bir-iki sene Hazret-i Gavs-ı Geylânî’nin şu vasiyetini ve emrini imtisal ederek envâr-ı Kur'âniyeyi neşretmiş. Lillâhi'l-Hamd, şimdiye kadar devam ediyor.
Bu şâyân-ı hayret fıkrada cây-i dikkat şu nokta var ki, Hazret-i Gavs, doğrudan doğruya altıncı asırdan şu asrımıza bakıyor. O altıncı asrın âhirlerinde Hülâgu felâketi gibi fecî, dehşetli meşhûr fitnenin çok elîm ve fecî ve kubûrdaki emvâtı ağlattıracak derecede dehşetli bir nev'i, şu ondördüncü asırda bulunuyor. Bu iki asır birbirine tevâfuk ediyor ki, Hazret-i Şeyh ondan buna bakıyor.
Risale-i Nur Talebeleri Nâmına
Re'fet, Husrev, Hâfız Ali, Sabri ∗∗∗
