İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 197 / 218
197

ve ehl-i medrese birbirine yardımcı olarak ittifak etsin diye vilâyât-ı şarkıyenin merkezinde hem Hindistan, hem Arabistan, hem İran, hem Kafkas, hem Türkistan’ın ortasında Medresetü'z-Zehrâ mânâsında, Câmiü'l-Ezher üslûbunda bir dâru'l-fünûn; hem mekteb, hem medrese olarak bir üniversite için, tam ellibeş senedir Risale-i Nurun hakàikına çalıştığım gibi, ona da çalışmışım. En evvel bunun kıymetini (Allah rahmet etsin) Sultan Reşâd takdir edip yalnız binasını yapmak için yirmi bin altın lira verdiği gibi, sonra ben eski harb-i umumîdeki esâretimden döndüğüm vakit, Ankara’da mevcûd ikiyüz meb'ûstan yüz altmışüç meb'ûsun imzası ile yüzelli bin lira, o zaman paranın kıymetli vaktinde, aynı o üniversite için vermeyi kabûl ve imza ettiler. Mustafa Kemâl de içinde idi. Demek, şimdiki para ile beş milyon liraya yakın bir tahsîsat vermekle, tâ o zamanda böyle kıymetdâr bir üniversitenin te'sisine herşeyden ziyâde ehemmiyet verdiler. Hattâ dinde çok lâkayd ve garblılaşmak ve an'anâttan tecerrüd etmek tarafdârı bulunan bir kısım meb'ûslar dahi onu imza ettiler. Yalnız onlardan ikisi dediler ki:

“Biz şimdi ulûm-u an'ane ve ulûm-u diniyeden ziyâde garblılaşmağa ve medeniyete muhtacız.”

Ben de cevaben dedim:

“Siz, farz-ı muhâl olarak, hiçbir cihette ihtiyaç olmasa da ekser enbiyânın Asya’da, Şarkta zuhûru ve ekser hükemânın ve feylesofların Garbda gelmelerinin delâletiyle Asya’yı hakîki terakkî ettirecek, fen ve felsefenin te'sirâtından ziyâde hiss-i dinî olduğu hâlde, bu fıtrî kanunu nazara almayarak garblılaşmak nâmıyla an'ane-i İslâmiyeyi bıraksanız ve lâdînî bir esâs yapsanız dahi, dört-beş büyük milletlerin merkezinde olan Vilâyât-ı Şarkıyede; millet, vatan selâmeti için dine, İslâmiyetin hakàikına kat'iyyen tarafdâr olmak, size lâzım ve elzemdir. Binler misâllerinden bir küçük misâl size söyleyeceğim:

Ben Van’da iken, hamiyetli Kürd bir talebeme dedim ki: “Türkler İslâmiyete çok hizmet etmişler. Sen onlara ne niyetle bakıyorsun?” dedim.

Dedi: “Ben Müslüman bir Türk’ü, fâsık bir kardeşime tercih ediyorum. Belki babamdan ziyâde ona alâkadarım. Çünkü: Tam îmâna hizmet ediyorlar.”

Bir zaman geçti (Allah rahmet etsin) o talebem, ben esârette iken, İstanbul’da mektebe girmiş. Esâretten geldikten sonra gördüm. Bazı ırkçı muallimlerden aldığı aksü'l-amel ile o da Kürdçülük damarı ile başka bir mesleğe girmiş. Bana dedi: “Ben şimdi gayet fâsık, hattâ dinsiz de olsa bir Kürd’ü sâlih bir Türk’e tercih ediyorum.”

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.