İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 192 / 218
192

zâlimâne muâmeleler ve mahrumiyetler içinde kaldığı zamanlarda dahi bozmayan ve böylece izzet-i İslâmiye ve şeref-i diniyeyi muhâfaza etmiş olan bir zâttır.

Evet Üstadımızın; halkların hediyesini kabûl etmemek düsturu, seksen senelik hayatı ile sâbit olduğu ve otuz senelik müteaddid mahkemelerde dahi vesikalarla tahakkuk etmiş. Dost ve düşmanın gözleri önünde zâhir olmuştur. Bu bedîhî hakikatin herkesçe bilindiği bir zamanda böyle ittihamda bulunanların ne kadar dehşetli garazkâr olduklarını ehl-i vicdânın takdirlerine bırakıyoruz...

Ankara hükûmetinin adâletiyle Üstadımız Said Nursî’nin Risale-i Nur eserleri basılmaktadır. Hissesine düşen bir mikdar kitab fiatlarını Üstadımız, hayatını nurlara vakfedip nafakasını çıkaramayan Nur talebelerine ta'yin olarak vermektedir. Kendisi de bugün artık herkesin ma'lûmu olmuş olan a'zamî bir iktisad ve kanâatle yaşamaktadır. Ve bütün ömrü boyunca fevkalâde bir iktisad dâiresinde kendini idare ettiğine, seksen senelik hayatını bir şâhid-i sâdık olarak gösteriyoruz.

Halkı Demokrat hükûmet aleyhine geçirmek plânlarını takib eden muhtelif gazetelerin diğer bir zâhir yalanları ise, Nâzilli’de iki mübârek adamın Ramazan-ı Şerîf hakkındaki hasbihâlini “İslâmî bir devlet kurmak” gibi siyasetvâri bir tarzda tebdil edivermeleri, o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir. Böyle yalanları yapmakla hangi maksadlarının istihsâline çabaladıkları kimsenin mechûlü değildir...

Nâzilli’ye hiç gitmemiş olan, orada bir kimseyi tanımayan, kırk seneden beri اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ deyip, siyasetle alâkasını kesen, yalnız ve yalnız Kur'ân ve îmân hakikatleriyle îmânı kurtarmak da'vâsına ömrünü hasreden, bunun haricinde dünyevî şeylerle alâkadar olmayan, seksenyedi yaşında, dâima yatakta olan, zehirli hastalıkların te'sirâtıyla ölüm nöbetleri geçirip “Kabir kapısındayım” diyen ve sükûnet ve istirahate pek muhtaç olan Said Nursî gibi bir İslâm müellifini böyle siyâsî iftiralarla mevzû-i bahs etmek, çok vecihlerle vicdânsızlıktır. Müdhiş bir gaddârlıktır. Âdi bir yalancılık derekesine sukùttur.

Herhangi bir din âlimine, bir bahâne ile peygamberlik isnâdını yapmak, doğrudan doğruya İslâmiyete bir taarruz ve Kur'ân’a bir ihanettir.

Üstadımız Said Nursî bütün ömrü müddetince Sünnet-i Seniyeye ittibâ' etmiş ve bir Sünnet-i Seniyeye muhâlif hareket etmemek için i'dâm cezalarını hiçe saymış ve Sünnet-i Seniyeyi ihyâ ve îmânı muhâfaza uğrunda yüzotuz parça eser te'lif etmiştir. Hunhar din düşmanlarına karşı hayatını

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.