İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 173 / 218
173

3. Üstadımız hastadır, hattâ Cuma’ya dahi çıkamamaktadır. Ara sıra hava almağa pek ziyâde muhtaç oluyor. Bu sebebden pek nâdir olarak kendine mahsûs bir odası bulunan ve otuz sene evvel on sene ikamet ettiği Barla Köyüne gider, bir müddet kalır, gelir. Bazen de burada yaz mevsiminde insanların bulunmadığı, şehrin haricindeki mahallere giderek iki-üç saat teneffüs eder gelir, ihtiyarlığı, hastalığı dolayısıyla yayan yürüyememekte olduğundan ve halkın hürmetkâr vaziyetiyle rahatsız etmemesi için bu basit gidip-gelmeyi otomobil ile yapar. Bunun haricinde hiçbir köye, meskûn hiçbir mahalle, hattâ otuz senelik dostları bulunan yerlere dahi mezkûr sebeblerle gitmiyor. İşte hâl ve vaziyet bundan ibarettir. Hakikat-i hâl de budur.

Hizmetinde bulunan

Tahiri, Zübeyr

HÂŞİYE: Çok yerlerde neşredilen ve müddeînin huzursuzluk ittihamının ademini gösteren ve Ankara Emniyet Umum Müdürlüğüne verilen bir hakikattir.

NUR TALEBELERİ ÂSÂYİŞÇİDİRLER

Âsâyişi muhâfaza ettiklerinin delil-i kat'îsi şudur: Altı vilâyetin altı zâbıta dâiresi, altıyüz bin talebelerin yirmisekiz sene zarfında haksız muâmelelere ma'rûz kaldıkları hâlde hiçbir vukûâtlarını kayd edememeleri; hattâ Afyon Savcısının âsâyiş ittihamına mukâbil Üstadımız demiş: “Bu yirmisekiz senede bir tek vukûâtı gösterebilir misiniz? Mâdem gösteremediniz, nasıl bu ittihamı ileri sürüyorsunuz? Yalnız küçük bir talebenin başka bir mes'eleden küçük bir vukûâtından başka ve altıyüz bin talebeden hiçbir vukûâtları olmadığı kat'î isbât eder ki, âsâyişi Nur Talebeleri muhâfaza ediyorlar” diye Afyon’da savcıya demiş ve susturmuştur. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.