za'fiyetim ve zehirli şiddetli hastalığım kat'iyyen tıbben, fennen mazeret-i kat'î olduğu gibi, dört defa o noktadan rapor alıp, onlara gönderdiğimiz hâlde, yine ısrarla beni zorlamakta olduklarından, pek şiddetli rûhuma dokunmuş, daha benim mahkeme ve idare huzurunda konuşmak iktidarım haricindedir. Konuşsam da vatan, millet ve âsâyişe zarar vermek fikriyle çalışan ve beni hilâf-ı kanun muhâkeme edenlerin yüzüne vurmaya mecbur olacağım. Daha bu kadar zulme tahammül edemeyeceğim. Bu ise ehemmiyetli başka bir nev'i hastalıktır. Hem vatana bu manevî hastalık zarar vermek ihtimali var.
Şimdi Hey'et-i Sıhhiyeden ricâm, beni tanıyanlar ve benimle yakından alâkadar olanlar ve hizmet edenler biliyorlar ki, gizli düşmanlarım müteaddid defadır beni zehirliyorlar. Teğaddî edemiyorum. Hattâ hizmetçimle beş dakikadan fazla konuşamıyorum.
Hem başımda şiddetli ve devamlı nezle ve bir gözüm o nezleden ağrıyor ve akıyor. Müzmin kulunç ve şiddetli sancı ile hastayım.
Hem yirmisekiz sene gurbette kaldığımdan ve başkalarının muâvenetini kabûl etmediğimden pek zarûrette yaşadığım için zaafiyet fazladır. Hattâ zorla merdivenden çıkıyorum. Zarûret-i kat'î olmazsa beş dakika konuşamıyorum, yoruluyorum.
Ben sâbık mahkemelerde hem Risale-i Nur, hem Risale-i Nur talebeleri için tahammül ediyordum. Ve tam hakikati izhâr etmiyordum. Bir derece zulümlerine tahammül edip haksızlıklarını yüzlerine vurmuyordum. Tâ masûmlara, âsâyişe zarar gelmesin diye sabır ve her nev'i zulüm ve işkencelere tahammül ediyordum.
Şimdi ise Risale-i Nura Âlem-i İslâm sâhib çıktı. Nur talebeleri de benim müsâmahama ve düşmanlarıma ilişmemekliğime ve zulümlerine sükût etmeme ihtiyaçları kalmadı. Onun için benim damarıma pek şiddetli dokunulduğunda irâde ve ihtiyarım haricinde karşıma çıkan gizli düşmanlarımın bana zararlarına vesile olan, beni cezalandırmağa çalışanlara hakikati çıplak olarak böyle söyleyeceğim. Sükût... Şimdi izhâr edilmeyecek.
Mâdem hakikat böyledir, Hey'et-i sıhhiye benim hem maddî, hem manevî hem sinir, hem kalb, hem nezleli baş hastalıklarım, hem kulunç ve sancı ve mahkemelerde konuşma iktidarsızlığı ve hem mâdem resmen vekillerim oradadırlar, hem tab'edenler de oradadırlar; istinâbe sûreti ile ifâdemin alınması için fennî ve tehlikeli hastalığı var şeklinde rapor verilmesini ricâ ederim.
Emirdağı’nda
Said Nursî ∗∗∗
